(Gelelim Yusuf'a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. "A müjde! müjde! işte bir civan!" dedi. Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teala, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu!
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve ca'et | ve geldi | جيا |
| 2 | seyyaratun | bir kervan | سير |
| 3 | fe erselu | gönderdiler | رسل |
| 4 | veridehum | sucularını | ورد |
| 5 | feedla | sarkıttı | دلو |
| 6 | delvehu | kovasını | دلو |
| 7 | kale | dedi ki | قول |
| 8 | ya buşra | müjde! | بشر |
| 9 | haza | bu | |
| 10 | gulamun | bir oğlan! | غلم |
| 11 | ve eserruhu | ve onu sakladılar | سرر |
| 12 | bidaaten | ticaret için | بضع |
| 13 | vallahu | halbuki Allah | |
| 14 | alimun | biliyordu | علم |
| 15 | bima | şeyleri | |
| 16 | yea'melune | onların yaptıkları | عمل |