Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Bismillahir rahmanir rahim.
(5-6) O, aziz ve rahimden indirilen bir tenzil olup, ataları uyarılmamış, haliyle, kendileri de gaflette giden, bir topluluğu uyarmak için gönderilmişsin.
Tenzilel azizir rahim.
(5-6) O, aziz ve rahimden indirilen bir tenzil olup, ataları uyarılmamış, haliyle, kendileri de gaflette giden, bir topluluğu uyarmak için gönderilmişsin.
Li tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum gafilun.
Onların çoğunun hakkında ilahi hüküm hak olarak kesinleşti. Artık iman etmezler onlar...
Lekad hakkal kavlu ala ekserihim fe hum la yu'minun.
Boyunlarına öyle boyunduruklar koyduk ki onlar çenelerine dayanmaktadır. Boyunları yukarı, çeneleri kalkık, gözleri havada bir durumdadırlar.
İnna cealna fi a'nakıhim aglalen fe hiye ilel ezkani fe hum mukmehun.
Hem önlerinden hem arkalarından bir set yaparak, öylesine çepeçevre sardık ki, artık hiç göremezler onlar...
Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynahum fe hum la yubsırun.
Kendilerine müsavidir; ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar...
Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.
Sen ey Resulüm, şu kimseyi uyar: İrşada can kulağıyla tabi olur, görmediği Rahman'a saygı duyup O'ndan çekinir. Müjdele onu: Mağfiret onun, şerefli mükafat onun...
İnnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil gayb, fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerim.
Ölüleri diriltecek Biz'iz. Yaptıkları her şeyi ve bütün izlerini bir bir kaydeden Biz'iz. Velhasıl her bir şeyi, apaçık bir kitap'ta sayıp döken Biz'iz.
İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarehum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin.
Sen şimdi onlara bir misal getir: Malum şehir halkını, hani onlara da elçiler gelmişti.
Vadrıb lehum meselen ashabel karyeh, iz cae hel murselun.
Evet, iki resul gönderdik onlara,"Yalancı!" dediler onlara. Bunun üzerine, güçlendirdik onları bir üçüncü resulle, dediler hep birden: "Biz Allah'ın elçileriyiz size!"
İz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun.
Ahali dedi ki: "Doğrusu Rahman'ın indirdiği bir şey yok! Siz de bizim gibi bir beşersiniz, evet evet... siz sadece yalancısınız!"
Kalu ma entum illa beşerun misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun.
Resuller dediler: "Elbette biliyor Rabbimiz. Size gönderilen elçileriz biz."
Kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun.
"Açıkça tebliğden başka bir şeyle yükümlü değiliz biz."
Ve ma aleyna illel belagul mubin.
Ahali dedi ki: "Uğursuzsunuz siz, şayet vazgeçmezseniz, sizi taşlarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz."
Kalu inna tetayyerna bi kum, le in lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim.
Resuller cevap verdiler: "Uğursuzluğunuz sizinle beraber, çünkü siz imansızsınız, irşad edildiniz diye mi böyle söylüyorsunuz? Haddi aşan toplumun tekisiniz siz!"
Kalu tairikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifun.
Derken... şehrin öte başından, koşarak bir adam geldi ve onlara dedi ki: "N'olur ey kavmim! Gelin siz bu resullere uyun!"
Ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin.
"Sizden bir ücret istemeyen, sizden hiç menfaat beklemeyen, dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun!"
İttebiu men la yes'elukum ecren ve hum muhtedun.
"Hem ne olmuş ki bana? Neden tapmayayım beni yaratana? Hem sizlerin de dönüşü ancak olacak O'na!"
Ve ma liye la a'budullezi fatarani ve ileyhi turceun.
"Hiç O'ndan başka tanrı edinir miyim! Zira Rahman bana zarar vermek dilerse, onların şefaati fayda etmez, hem kurtaramazlar da..."
E ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tugni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun.
"O durumda ben, besbelli bir sapıklıkta olurum."
İnni izen le fi dalalin mubin.
"Amma bakın! Ben Rabbinize inanıyorum, sizler de bunu işitmiş olun!"
İnni amentu bi rabbikum fesmeun.
Ona "Buyur cennete gir!" denildi. O ise halkını hatırlayarak: "Ah halkım bir bilseydi!" dedi.
Kiled hulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya'lemun.
"Ah bir bilseler: Rabbimin beni affettiğini, beni ikramlara gark ettiğini!"
Bima gafere li rabbi ve cealeni minel mukremin.
Onun vefatından sonra, kavminin üzerine, gökten bir ordu indirmedik, zaten bu adetimizden de değildi.
Ve ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin.
(Orduya ne lüzum?), bir tek ses yeter! Bir de bakmışsınız: Sönüp kalmışlar...
İn kanet illa sayhaten vahıdetenfe iza hum hamidun.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.
Ya hasreten alel ıbad, ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun.
Kendilerinden önce nice nesilleri imha ettiğimizi ve onların da kendilerine dönmediğini görmezler miydi?
E lem yerev kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yerciun.
Hiç kimse hariç kalmamak üzere, hepsi huzurumuza toplanacaklar!
Ve in kullun lemma cemiun ledeyna muhdarun.
Delil mi isterler? İşte ölmüş arz! Hayatı ona Biz veriyoruz. Oradan onların yiyecekleri habbeleri çıkarıyoruz. Kendileri de ondan yiyip dururlar.
Ve ayetun lehumul ardul meyteh, ahyeynaha ve ahrecna minha habben fe minhu ye'kulun.
Orada üzüm bağları ve hurmalıklar yaptık, orada pınarlar fışkırttık.
Ve cealna fiha cennatin min nahilin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun.
Ta ki onun meyvelerinden yesinler, O meyveleri onlar yapmadılar, hala şükretmez mi onlar?
Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, e fe la yeşkurun.
Münezzehtir o Allah, her noksandan münezzeh! Yerin bitirdiği her şeyi ve kendilerini ve daha nice bilmedikleri şeyleri çift yaratan, münezzehtir, Yücedir!
Subhanellezi halakal ezvace kulleha mimma tunbitulardu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun.
Onlara bir delil de gecedir ki, Biz ondan gündüzü sıyırıp soyarız, birden karanlığa gömülürler...
Ve ayetun lehumul leyl, neslehu minhun nehare fe iza hum muzlimun.
Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde... O aziz ve alimin (o üstün kudret sahibinin ve her şeyi bilenin), yaratması böyle olur işte!
Veş şemsu tecri li mustekarrin leha, zalike takdirul azizil alim.
Ay için de birtakım safhalar, duraklar tayin ettik; dolaşa dolaşa, nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hale gelir.
Vel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim.
Ne Güneş Ay'a kavuşabilir, ne gece gündüzün önüne geçebilir. O gök cisimlerinden her biri, birer yörüngede akar, durur...
Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun.
Bir delil daha onlara; Nesillerini dopdolu gemilerde taşımamızdır.
Ve ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun.
Biz, onlar için, gemiye benzer, daha nice binekler yaratırız...
Ve halakna lehum min mislihi ma yerkebun.
Şayet dileseydik onları boğardık. Ne feryatlarına koşan bir kimse bulabilir, ne de başka türlü kurtarılırlardı.
Ve in neşe' nugrıkhum fe la sariha lehum ve la hum yunkazun.
Sadece Biz'den ulaşacak bir rahmet ve onları bir vadeye kadar yaşatma irademizle hayatta kalabilirler.
İlla rahmeten minna ve metaan ila hin.
Onlara ne zaman: "Hem geçmişte yaptıklarınıza, hem de istikbalde yapacaklarınıza dikkat edin!böylelikle merhamet edilmeye layık olun!" denilse, yüz çevirirler...
Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun.
Ne zaman Rab'lerinin ayetlerinden bir ayet, gelse, yüz çevirirler...
Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin.
Onlara ne zaman: "Allah'ın size lütfettiğinden, siz de muhtaçlar için harcayın" denilse, kafirler müminlere şöyle derler: "Size kalsa Allah'ın dilediği takdirde bol bol rızıklandıracağı kimseyi doyurmak bizim mi işimiz? Siz, böyle ne sapık düşünürsünüz!"
Ve iza kile lehum enfiku mimma rezakakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'ameh, in entum illa fi dalalin mubin.
Ve yine derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdid ettiğiniz bu mezarlardan kalkma ne zaman?
Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin.
Onların beklediği: Sadece bir ses!..Çekişip dururlarken kendilerini çarpacak bir ses...
Ma yenzurune illa sayhaten vahıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımun.
İşte o zaman... Ne vasiyette bulunabilir, ne de evlerine dönebilirler...
Fe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun.
Sura üflendi, "Kalk!" borusu çaldı!.. İşte mezarlarından kalkıp, Rab'lerinin huzurunda duruşmaya koşuyorlar...
Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun.
"Eyvah bize! Kim kaldırdı bizi yatağımızdan?" diyorlar..."İşte Rahman'ın vadi: Resuller doğru söylerler!"
Kalu ya veylena men beasena min merkadina, haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun.
Bütün olay, bir çağrıdan ibaret! İşte hepsi duruşma için toplanmışlar...
İn kanet illa sayhaten vahıdeten fe iza hum cemiun ledeyna muhdarun.
Artık bugün, kimseye zulmedilmez, hakkınızdan başka size bir karşılık verilmez.
Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun.
Amma bugün cennetlikler, zevk ve eğlence içindedirler...
İnne ashabel cennetil yevme fi şugulin fakihun.
Hem kendileri, hem eşleri gölgeliklerde, tahtlarına kurulurlar.
Hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun.
Orada turfanda yemişler onlara, hasılı istedikleri her şey onlara...
Lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun.
Rabb-i Rahim'den sözle olan bir selam yine onlara...
Selamun kavlen min rabbin rahim.
"Fakat bugün sizler, şöyle bir tarafa çekilin ey mücrimler!"
Vemtazul yevme eyyuhel mucrimun.
"Ey Adem'in evlatları! Size emretmemiş miydim?"Şeytana tapmayın sakın!" "Çünkü o size aşikar düşman...
E lem a'had ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.
Lakin Bana tapın: işte sırat-ı müstakim!"
Ve eni'buduni, haza sıratun mustekim.
Şeytan, içinizden nice nesilleri saptırdı. Bunu düşünmeli değil miydiniz?
Ve lekad edalle minkum cibillen kesira, e fe lem tekunu ta'kılun.
İşte tehdid edildiğiniz cehennem!
Hazihi cehennemulleti kuntum tuadun.
İnkarınız sebebiyle bugün oraya girin.
Islevhel yevme bima kuntum tekfurun.
Bugün mühür vuracağız ağızlarına, elleri Bize söyler, ayakları şahitlik eder, kendi yaptıklarına.
El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun.
Eğer dileseydik gözlerini dümdüz, silme kör ederdik, o zaman yola dökülür, hidayete ulaşmak için yarışırlardı. Fakat o takdirde nasıl görebilirlerdi?
Ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun.
Eğer dileseydik, oldukları yerde, hemen baş üstü, mahiyetlerini değiştirir, çirkin mi çirkin, tersyüz ederdik... Artık ne ileriye devam edebilir, ne de geriye dönüş yapabilirlerdi.
Ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun.
Onlardan ömrünü uzattığımız kimsenin ise, hilkatini tersyüz ederiz. Hala akıllanmazlar mı?
Ve men nuammirhu nunekkishu fil halk, e fe la ya'kılun.
Biz Resul'e Kur'an öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşad ve parlak bir Kur'an'dır.
Ve ma allemnahuş şi're ve ma yenbagi leh, in huve illa zikrun ve kur'anun mubin.
Yaşayan her kişiyi uyarsın diye, böylece ilahi hüküm kafirler hakkında kesinleşsin diye, gönderilmiştir.
Li yunzire men kane hayyen ve yehıkkal kavlu alel kafirin.
Şunu da görmediler mi: Ellerimizle yaptığımız eserlerden kendileri için davarlar yarattık da onlara malik bulunuyorlar.
E ve lem yerev enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun.
Onları emirlerine amade kıldık. Onlardan hem binek edinir, hem de yerler,
Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun.
Onlardan içecekler elde ederler, daha nice menfaatlerinden yararlanırlar. Hala şükretmezler mi?
Ve lehum fiha menafiu ve meşarib, e fe la yeşkurun.
Tuttular, Allah'tan başka tanrılar peşine düştüler, güya ki yardıma nail olacaklar!
Vettehazu min dunillahi aliheten leallehum yunsarun.
O putlar kendilerine yardım edemezler, nasıl olur? Zaten bunlar, onlar için hazırlanmış askerler!
La yestetiune nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun.
O halde ey Resulüm, üzülme sen onların laflarına, onların gizlediklerini de iyi biliriz, açıkladıklarını da, sen hiç tasalanma!
Fe la yahzunke kavluhum, inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun.
İnsan şunu hiç görüp düşünmedi mi: Biz kendisini bir nutfeden yaratmışken, yaman bir hasım kesildi Bize.
E ve lem yerel insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasimun mubin.
Nasıl yaratıldığını unutarak, bir de misal fırlattı Bize: "O çürümüş kemikleri kim diriltecek!" diye.
Ve darebe lena meselen ve nesiye halkah, kale men yuhyil izame ve hiye remim.
De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her türlüsünü bilir."
Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merreh, ve huve bi kulli halkın alim.
O'dur ki sizin için yeşil ağaçtan bir ateş yaratır, siz de onu tutuşturup durursunuz.
Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdarinaren fe iza entum minhu tukıdun.
Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya olmaz mı kadir! Elbette kadir! Hallak O'dur, alim O'dur! (Her şeyi yaratan, her şeyi bilen O'dur).
E ve leysellezi halakas semavati vel arda bi kadirin ala en yahluka mislehum, bela ve huvel hallakul alim.
Bir şeyi dilediğinde O'nun buyruğu, sadece "Ol!" demektir, hemen oluverir...
İnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun.
Sübhandır, münezzehdir o Zat ki, her şey üzerinde hakimiyet elindedir. Ve... hepinizin de dönüşü, O'na olacaktır.
Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.