سورة المرسلات

77. Mürselat suresi

Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillahir rahmanir rahim.

İyilik için birbirinin peşinden gönderilenler,

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ

Vel murselati urfa.

Esip savuranlar,

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ

Fel asıfati asfa.

Tohumlarını yaydıkça yayanlar,

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ

Vennaşirati neşren.

Hakla batılı, doğru ile eğriyi ayırt edenler,

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ

Fel farikati ferka.

(5-6) Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ

Fel mulkıyati zikra.

(5-6) Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:

عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ

Uzren ev nuzra.

Size vad edilen mutlaka gerçekleşecektir.

اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ

İnnema tuadune levakı'.

Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,

فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ

Fe izen nucumu tumiset.

Gök yarıldığı zaman,

وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ

Ve izes semau furicet.

Dağlar parçalanıp savrulduğu zaman,

وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ

Ve izel cibalu nusifet.

Resullere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri belirlendiği zaman; beklenen kıyamet kopmuştur.

وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ

Ve izer rusulu ukkıtet.

Bunlar hangi güne ertelendiler?

لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ

Li eyyi yevmin uccilet.

"Hüküm gününe!"

لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ

Li yevmil fasl.

"Hüküm günü" nedir bilir misin?

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ

Ve ma edrake ma yevmul fasl.

Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Biz o peygamberleri reddedenlerden öncekileri yok etmedik mi?

اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ

E lem nuhlikil evvelin.

Sonra gidenleri de onların ardına takarız.

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ

Summe nutbiuhumul ahırin.

İşte suçlu kafirlere Biz böyle davranırız.

كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ

Kezalike nef'alu bil mucrimin.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ

E lem nahlukkum min main mehin.

(21-22) Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.

فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ

Fe cealnahu fi kararin mekin.

(21-22) Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.

اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ

İla kaderin ma'lum.

Biz işte böyle takdir ettik. Ne güzel takdir ederiz Biz!

فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ

Fe kaderna fe ni'mel kadirun.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

(25-26) Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتاًۙ

E lem nec'alil arda kifata.

(25-26) Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتاًۙ

Ahyaen ve emvata.

Orada, sağlam yüksek dağlar yarattık ve size tatlı bir su ihsan ettik.

وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتاًۜ

Ve cealna fiha revasiye şamihatin ve eskaynakum maen furata.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Nankörlere ise şöyle denir: "Haydi, durmayın yalan dediğiniz o azaba girin bakalım!"

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ

İntaliku ila ma kuntum bihi tukezzibun.

Üç kola ayrılmış gölgeye gidin.

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ

İntaliku ila zıllin zi selasi şuab.

Gidin ama, o, ateşten sizi korumaz, gölgelik olmaz.

لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ

La zalilin ve la yugni minel leheb.

O, birer saray gibi kıvılcımlar atar.

اِنَّهَا تَرْم۪ي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ

İnneha termi bi şerarin kel kasr.

O kıvılcımlardan her biri, sanki birer deve yavrusudur!

كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ

Ke ennehu cimaletun sufr.

Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Bugün, kafirlerin konuşamayacakları bir gündür.

هٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَۙ

Haza yevmu la yentıkun.

Kendilerine konuşma izni verilmez ki özür dilesinler.

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Ve la yu'zenu lehum fe ya'tezirun.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Bu gün karar ve hüküm günüdür. Sizi de, önce gelip geçmiş olanları da bir araya topladık.

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّل۪ينَ

Haza yevmul fasl, cema'nakum vel evvelin.

İşte hepiniz bir aradasınız. Kurtulmak için, bir düzeniniz, bir hileniz varsa, hiç durmayın, derhal uygulayın!

فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ

Fe in kane lekum keydun fe kidun.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise o gün gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ

İnnel muttekine fi zılalin ve uyun.

Arzu ettikleri her türlü meyveyi bulurlar.

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ

Ve fevakihe mimma yeştehun.

Dünyada yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin, için!

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Kulu veşrebu henien bima kuntum ta'melun.

Biz iyi hareket edenleri işte böyle ödüllendiririz.

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

İnna kezalike neczil muhsinin.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Ey kafirler! Yiyin, azıcık zevkedin bakalım. Gerçek şu ki siz mücrimsiniz.

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَل۪يلاً اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ

Kulu ve temetteu kalilen innekum mucrimun.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Onlara: Haydin Allah'a boyun eğin denildiğinde, boyun eğmezler.

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Ve iza kile lehumurkeu la yerkeun.

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Artık bu Kur'an'a da inanmazlarsa, hangi söze inanırlar acaba?

فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Fe bi eyyi hadisin ba'dehu yu'minun.