Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, adeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve iza | ve zaman | |
| 2 | raeytehum | onları gördüğün | راي |
| 3 | tua'cibuke | hoşuna gider | عجب |
| 4 | ecsamuhum | cisimleri | جسم |
| 5 | ve in | ve eğer | |
| 6 | yekulu | konuşsalar | قول |
| 7 | tesmea' | dinlersin | سمع |
| 8 | likavlihim | sözlerini | قول |
| 9 | keennehum | onlar gibidirler | |
| 10 | huşubun | odunlar | خشب |
| 11 | musennedetun | dayatılmış | سند |
| 12 | yehsebune | sanırlar | حسب |
| 13 | kulle | her | كلل |
| 14 | sayhatin | bağırtıyı | صيح |
| 15 | aleyhim | kendi aleyhlerinde | |
| 16 | humu | onlar | |
| 17 | l-aduvvu | düşmandır | عدو |
| 18 | fehzerhum | onlardan sakın | حذر |
| 19 | katelehumu | onları kahretsin | قتل |
| 20 | llahu | Allah | |
| 21 | enna | nasıl da? | اني |
| 22 | yu'fekune | döndürülüyorlar | افك |