Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Bismillahir rahmanir rahim.
Muhakkak ki müminler, mutluluk ve başarıya erdiler.
Kad eflehal mu'minun.
Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu içindedirler.
Ellezine hum fi salatihim haşiun.
Onlar boş şeylerden uzak dururlar.
Vellezine hum anil lagvi mu'ridun.
Onlar zekatı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar).
Vellezine hum liz zekati failun.
(5-7) Onlar mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar.
Vellezine hum li furucihim hafizun.
(5-7) Onlar mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar.
İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumin.
(5-7) Onlar mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar.
Fe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun.
O müminler üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamına tutarlar.
Vellezine hum li emanatihim ve ahdihim raun.
Onlar namazlarını vaktinde eda edip zayi etmekten korurlar.
Vellezine hum ala salavatihim yuhafızun.
(10-11) "İşte varis olanlar, ebedi kalacakları Firdevs cennetine varis olanlar onlardır onlar.
Ulaike humul varisun.
(10-11) "İşte varis olanlar, ebedi kalacakları Firdevs cennetine varis olanlar onlardır onlar.
Ellezine yerisunel firdevs, hum fiha halidun.
Şu bir gerçektir ki Biz insanı süzme çamurdan yaratırız.
Ve lekad halaknal insane min sulaletin min tin.
Sonra onu nutfe (sperm) halinde sağlam bir yere yerleştiririz.
Summe cealnahu nutfeten fi kararin mekin.
Sonra nutfeyi (rahim cidarına) yapışan bir hücreye, bunu da mudgaya, yani bir çiğnem et görünümündeki varlığa, mudgayı kemiklere dönüştürür, sonra da kemiklere et giydirip, derken yeni bir yaratılışa mazhar ederiz. İşte bak da Allah'ın ne mükemmel yaratan olduğunu bir düşün!
Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızamen fe kesevnel izame lahmen summe enşe'nahu halkan ahar, fe tebarekallahu ahsenul halikin.
Ve bütün bunlardan sonra, siz ey insanlar, ölürsünüz.
Summe innekum ba'de zalike le meyyitun.
Sonra büyük duruşma (kıyamet) günü diriltilirsiniz.
Summe innekum yevmel kıyameti tub'asun.
Yine şu da bir gerçektir ki, Biz sizin üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz yaratmadan da, yarattıklarımızdan da habersiz değiliz.
Ve lekad halakna fevkakum seb'a taraika ve ma kunna anil halkı gafilin.
Biz gökten belirlediğimiz bir ölçüye göre su indirir ve onu yerde dinlendiririz. Ama dilersek onu yerden gidermeye de kadiriz.
Ve enzelna mines semai maen bi kaderin fe eskennahu fil ardı ve inna ala zehabin bihi le kadirun.
O su ile sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştiririz ki onlarda size çok faydalar vardır, onlardan yersiniz de.
Fe enşe'na lekum bihi cennatin min nahilin ve a'nab, lekum fiha fevakihu kesiretun ve minha te'kulun.
Sina Dağından çıkan bir nebat da yetiştiririz ki o ağaç hem yağ, hem de yiyenlere bir katık çıkarır.
Ve şecereten tahrucu min turi seynae tenbutu bid duhni ve sıbgın lil akilin.
Davarlarda da sizin için ibretler vardır. Onların içinden çıkan sütle sizi besleriz. Daha onlarda sizin için nice faydalar bulunur. Onların etinden de yersiniz.
Ve inne lekum fil en'ami le ibreh, nuskikum mimma fi butuniha ve lekum fiha menafiu kesiretun ve minha te'kulun.
Onlara da, gemilere de binersiniz.
Ve aleyha ve alel fulki tuhmelun.
Bir zaman, halkını irşad etmesi gayesiyle Nuh'u gönderdik de: "Ey halkım, dedi, yalnız Allah'a ibadet ediniz. Zira sizin Ondan başka ilahınız yoktur. Gerçek bu iken hala şirkten sakınmaz mısınız?"
Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi fe kale ya kavmi' budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun.
(24-25) Halkından ileri gelen birtakım kafirler: "Bu," dediler, "sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, böyleyken size hakim olmak istiyor." "Allah bize mesaj ulaştırmak isteseydi, (böyle sizin gibi bir insan göndermez), melaike indirirdi. Nitekim biz atalarımızdan da böyle bir şey işitmedik. Bu delinin tekinden başka biri değil. Ona biraz süre tanıyın, sonra iş aydınlanır, siz de gereğini yaparsınız."
Fe kalel meleullezine keferu min kavmihi ma haza illa beşerun mıslukum yuridu en yetefaddale aleykum, ve lev şaallahu le enzele melaikeh, ma semi'na bi haza fi abainel evvelin.
(24-25) Halkından ileri gelen birtakım kafirler: "Bu," dediler, "sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, böyleyken size hakim olmak istiyor." "Allah bize mesaj ulaştırmak isteseydi, (böyle sizin gibi bir insan göndermez), melaike indirirdi. Nitekim biz atalarımızdan da böyle bir şey işitmedik. Bu delinin tekinden başka biri değil. Ona biraz süre tanıyın, sonra iş aydınlanır, siz de gereğini yaparsınız."
İn huve illa raculun bihi cinnetun fe terabbasu bihi hatta hin.
Nuh: "Ya Rabbi, dedi, beni yalancı saymalarına karşı Sen yardım et bana!"
Kale rabbinsurni bima kezzebun.
Biz de ona vahyedip bildirdik ki: "Nezaretimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Buyruğumuz gelip tandır kaynayınca her cinsten birer çift ile haklarında azap hükmü takdir edilmiş olanlar dışında kalan aile halkını yanına al! Zalim ve kafirler hakkında sakın Bana başvurma! Çünkü onlar suda boğulacaklardır."
Fe evhayna ileyhi enısnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina fe iza cae emruna ve faret tennuru fesluk fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve la tuhatıbni fillezine zalemu, innehum mugrakun.
"Sen ve beraberinde olanlar gemiye yerleşince de ki: "Bizi o zalim toplumun elinden kurtaran Allah'a hamd-u senalar olsun!"
Fe izesteveyte ente ve men meake alel fulki fe kulil hamdu lillahillezi neccana minel kavmiz zalimin.
"Ya Rabbi, beni güvenli ve kutlu bir yere indir. Çünkü sen konuklayanların en iyisi, en mükemmelisin."
Ve kul rabbi enzilni munzelen mubareken ve ente hayrul munzilin.
Bunda elbette alınacak çok ibretler var. Gerçekten Biz insanları imtihan etmekteyiz.
İnne fi zalike le ayatin ve in kunna le mubtelin.
Onlardan sonra başka nesiller yarattık.
Summe enşe'na min ba'dihim karnen aharin.
Onların içinden "Yalnız bir Allah'a ibadet ediniz, zira sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Gerçek bu iken hala şirkten sakınmaz mısınız?" diyen bir peygamber gönderdik.
Fe erselna fihim resulen minhum eni'budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun.
(33-34) Onun halkından kafir olup ahiret buluşmasını yalan sayan ve kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz eşraf takımı: "Bu," dediler, "sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, baksanıza sizin yediklerinizden yiyor, sizin içtiklerinizden içiyor. Eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat edecek olursanız, büyük bir kayba ve hüsrana uğrarsınız."
Ve kalel meleu min kavmihillezine keferu ve kezzebu bi likail ahıreti ve etrafnahum fil hayatid dunya ma haza illa beşerun mislukum ye'kulu mimma te'kulune minhu yeşrebu mimma teşrabun.
(33-34) Onun halkından kafir olup ahiret buluşmasını yalan sayan ve kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz eşraf takımı: "Bu," dediler, "sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, baksanıza sizin yediklerinizden yiyor, sizin içtiklerinizden içiyor. Eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat edecek olursanız, büyük bir kayba ve hüsrana uğrarsınız."
Ve lein eta'tum beşeren mislekum innekum izen le hasirun.
"Ne o," dediler, bu adam siz ölüp de toprak ve kemik haline geldikten sonra sizin diriltilip mezardan çıkarılacağınızı mı vad ediyor?"
E yaıdukum ennekum iza mittum ve kuntum turaben ve izamen ennekum muhracun.
"Heyhat! Heyhat! Size vad edilen şey ne kadar da uzak!"
Heyhate heyhate lima tuadun.
"Hayat sadece dünya hayatından ibarettir, ölür gideriz, ancak bir kere yaşarız ve ölümden sonra asla diriltilmeyiz!"
İn hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb'usin.
"Bu adam, uydurduğu yalanı Allah'a mal eden bir iftiracıdan başkası değildir ve biz hiçbir surette ona inanmayız!"
İn huve illa raculuniftera alallahi keziben ve ma nahnu lehu bi mu'minin.
O Resul: "Ya Rabbi, dedi, beni yalancı saymalarına karşı Sen bana yardım eyle!"
Kale rabbinsurni bima kezzebun.
Allah buyurdu: "Tasalanma, çok geçmeden onlar pişman olacaklardır!"
Kale amma kalilin le yusbihunne nadimin.
Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme!
Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnahum gusaen, fe bu'den lil kavmiz zalimin.
Onlardan sonra yine başka nesiller dünyaya getirdik.
Summe enşe'na min ba'dihim kurunen aharin.
Hiç bir ümmet vadesini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.
Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.
Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. Biz de onları birbiri ardından imha ettik. Onlardan geriye bıraktığımız, sadece ibret verici hikayeleri! İman etmeyen o halkın canı cehenneme!
Summe erselna rusulena tetra, kullema cae ummeten resuluha kezzebuhu fe etba'na ba'dahum ba'dan ve cealnahum ehadis, fe bu'den li kavmin la yu'minun.
(45-46) Sonra da Musa ile kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık delille Firavun ile ileri gelen yardımcılarına gönderdik. Onlar da hakkı kabulden kibirlendiler. Zaten onlar kendilerini çok büyük gören bir zümre idi.
Summe erselna musa ve ehahu harune bi ayatina ve sultanin mubin.
(45-46) Sonra da Musa ile kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık delille Firavun ile ileri gelen yardımcılarına gönderdik. Onlar da hakkı kabulden kibirlendiler. Zaten onlar kendilerini çok büyük gören bir zümre idi.
İla fir'avne ve meleihi festekberu ve kanu kavmen alin.
Dediler ki: "Kendi kavimleri bizim hizmetçi kölelerimiz iken şimdi kalkıp bizim gibi beşer olan bu iki adama mı inanacağız?"
Fe kalu e nu'minu li beşereyni mislina ve kavmuhuma lena abidun.
Böyle deyip onları yalancı saydılar. Kendileri de helak edilenler güruhuna dahil oldular.
Fe kezzebuhuma fe kanu minel muhlekin.
Oysa doğru yolu tutmaları ümidiyle biz Musa'ya kitabı verdik.
Ve lekad ateyna musel kitabe leallehum yehtedun.
Meryem'in oğlunu ve annesini birer ibret vesilesi kıldık ve onları pınarları akan ve yerleşmeye elverişli yüksekçe bir yere yerleştirdik.
Ve cealnebne meryeme ve ummehu ayeten ve aveynahuma ila rabvetin zati kararin ve main.
Siz ey peygamberler! Helal ve hoş şeylerden yiyip için, makbul ve güzel işler işleyin! Zira Ben yaptığınız her şeyi bilmekteyim.
Ya eyyuher rusulu kulu minet tayyibati va'melu saliha, inni bima ta'melune alim.
Ve hepinizin dini bir tek dindir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana karşı gelmekten sakının!
Ve inne hazihi ummetukum ummeten vahıdeten ve ene rabbukum fettekun.
Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.
Fe tekattau emrehum beynehum zubura, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun.
Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak!
Fe zerhum fi gamratihim hatta hin.
(55-56) Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller!
E yahsebune ennema numidduhum bihi min malin ve benin.
(55-56) Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller!
Nusariu lehum fil hayrat bel la yeş'urun.
Ama asıl Rab'lerine duydukları saygıdan dolayı çekinenler.
İnnellezine hum min haşyeti rabbihim muşfikun.
Rab'lerinin ayetlerini tasdik edenler.
Vellezine hum bi ayati rabbihim yu'minun.
Rab'lerine hiç ortak tanımayanlar.
Vellezine hum bi rabbihim la yuşrikun.
Rab'lerine dönüp hesaba çekileceklerinden, yaptıkları hayırları kalpleri titreyerek yapanlar.
Vellezine yu'tune ma atev ve kulubuhum veciletun ennehum ila rabbihim raciun.
Evet, işte onlardır hayırlara koşanlar ve o işlerde öne geçenler!
Ulaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun.
Biz hiç kimseye takatinin üstünde yük yüklemeyiz. Nezdimizde gerçeği bildiren, insanların yaptıklarını tam tamına tesbit eden bir kitap vardır. Bundan ötürü asla haksızlığa uğratılmazlar.
Ve la nukellifu nefsen illa vus'aha ve ledeyna kitabun yantıku bil hakkı ve hum la yuzlemun.
Fakat onların kalbleri bundan gafildir. Ayrıca onların bundan başka birtakım pis işleri daha var ki onları işler dururlar.
Bel kulubuhum fi gamratin min haza ve lehum a'malun min duni zalike hum leha amilun.
En nihayet onların refaha dalıp gitmiş olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımızda birden feryadı basarlar.
Hatta iza ehazna mutrafihim bil azabi iza hum yec'erun.
Fakat onlara şöyle denilecektir: "Bugün hiç boşuna sızlanmayın! Zira siz Bizden hiçbir surette yardıma mazhar olmayacaksınız."
La tec'erul yevme innekum minna la tunsarun.
(66-67) "Ayetlerim size okunduğunda, siz kibirlenerek sırtınızı çevirirdiniz, geceleyin onun aleyhinde ileri geri konuşarak saçmalardınız."
Kad kanet ayati tutla aleykum fe kuntum ala a'kabikum tenkisun.
(66-67) "Ayetlerim size okunduğunda, siz kibirlenerek sırtınızı çevirirdiniz, geceleyin onun aleyhinde ileri geri konuşarak saçmalardınız."
Mustekbirine bihi samiran tehcurun.
Peki onlar Allah'ın sözünü anlamaya çalışmadılar mı? Yoksa önce geçip gitmiş babalarına hiç gelmemiş olan, ömürlerinde ilk defa duydukları bir şeyle mi karşılaştılar?
E fe lem yeddebberul kavle em caehum ma lem ye'ti abaehumul evvelin.
Yoksa şu aralarında yaşamış olan Resulü, tanıdıkları biri olmadığı için mi reddediyorlar?
Em lem ya'rifu resulehum fe hum lehu munkirun.
Ne o, yoksa "Onda bir delilik var!" mı diyorlar? Oysa o onlara gerçeğin ta kendisini getirdi, ama gerçek onların çoğunun işine gelmiyor.
Em yekulune bihi cinneh, bel caehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı karihun.
Fakat gerçek onların keyiflerine tabi olsaydı göklerin de, yerin de, oralarda yaşayanların da düzenleri bozulur, yıkılıp giderlerdi. Halbuki Biz onlara şan ve şeref getiren, öğüt veren kitap verdik ama, ne var ki onlar bu dersten yüz çeviriyorlar.
Ve levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel ardu ve men fi hinn, bel eteynahum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu'ridun.
Ey Resulüm, yoksa bu hizmetlerine karşılık sen onlardan bir karşılık istiyorsun da, bu, kendilerine ağır geldiği için mi senden uzak duruyorlar? Fakat bilsinler ki en iyi karşılık, sana Rabbinin vereceği karşılıktır. Çünkü O, rızık ve nimet verenlerin en hayırlısıdır.
Em tes'eluhum harcen fe haracu rabbike hayrun ve huve hayrur razikin.
Sen gerçekten onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.
Ve inneke le ted'uhum ila sıratın mustakim.
Ama şu da gerçek ki ahirete inanmayanlar, yoldan sapıyorlar.
Ve innellezine la yu'minune bil ahıreti anis sıratı le nakibun.
Eğer Biz onlara merhamet edip, uğradıkları belayı giderseydik, yine onlar azgınlıklarında devam edip giderlerdi.
Ve lev rahımnahum ve keşefna ma bihim min durrin le leccu fi tugyanihim ya'mehun.
Biz onları çeşitli azaplara da uğrattık. Buna rağmen yine de Rab'lerine boyun eğip O'na yalvarıp yakarmadılar.
Ve lekad ehaznahum bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarreun.
Ama ne zaman onların önüne ceza gününe mahsus zorlu bir azap kapısını açarsak, işte o zaman birden bütün ümitlerini yitiriverirler.
Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hum fihi mublisun.
Ey insanlar, Rabbinizin buyruklarına kulak verin.Çünkü sizde işitme ve görmeyi sağlayan kulak ve gözleri, düşünüp hissetmenizi sağlayan kalpleri yaratan O'dur. Şükrünüz ne kadar da az!
Ve huvellezi enşee lekumus sem'a vel ebsara vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun.
Sizi çoğaltıp dünyaya yayan da O'dur. Muhakkak yine O'nun huzuruna götürüleceksiniz.
Ve huvellezi zereekum fil ardı ve ileyhi tuhşerun.
Hayatı veren de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzü peş peşe getiren de O'dur. Öyleyse hala aklınızı başınıza alıp bunları bir düşünmez misiniz?
Ve huvellezi yuhyi ve yumitu ve lehuhtilaful leyli ven nehar, e fe la ta'kılun.
Ama böyle yapmak yerine, kendilerinden önceki münkirlerin dediklerini dediler.
Bel kalu misle ma kalel evvelun.
(82-83) "Ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra biz dirilecekmişiz ha! Bize de, daha önce babalarımıza da bu vaad edilip durdu. Doğrusu bu dirilme işi, öncekilerin masallarından başka bir şey değil!" dediler.
Kalu e iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.
(82-83) "Ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra biz dirilecekmişiz ha! Bize de, daha önce babalarımıza da bu vaad edilip durdu. Doğrusu bu dirilme işi, öncekilerin masallarından başka bir şey değil!" dediler.
Lekad vuıdna nahnu ve abauna haza min kablu in haza illa esatirul evvelin.
De ki: "Bütün dünya ve içinde yaşayanlar kimindir söyleyin bakalım, biliyorsanız."
Kul li menil ardu ve men fiha in kuntum ta'lemun.
Elbette: "Allah'ındır" diyeceklerdir. Öyleyse, sen de ki: "Neden aklınızı başınıza almıyorsunuz?"
Seyekulune lillah, kul e fe la tezekkerun.
"Peki, yedi kat göğün ve yüce arşın Rabbi kimdir?" diye sor.
Kul men rabbus semavatis seb'ı ve rabbul arşil azim.
Elbette, "Allah'tır", diyeceklerdir. Öyleyse, sen de ki: "İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Seyekulune lillah, kul e fe la tettekun.
De ki: "Peki her şeyin gerçek yönetimini elinde tutan, Kendisi her şeyi koruyup gözeten, ama Kendisi himaye altında olmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyin bakalım!"
Kul men bi yedihi melekutu kulli şey'in ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta'lemun.
Elbette, "Allah'tır" diyecekler. Sen de ki: "Öyleyse nasıl oluyor da büyülenip gerçekten uzaklaşıyorsunuz?"
Seyekulune lillah, kul fe enna tusharun.
Hayır, Biz onlara gerçeği getirdik; fakat buna rağmen onlar yalanı tercih ediyorlar. İşte gerçek:
Bel eteynahum bil hakkı ve innehum le kazibun.
"Allah asla evlat edinmedi. O'nun yanı sıra hiçbir tanrı da yoktur. Öyle olsaydı her tanrı kendi yarattıklarını yanına alır ve onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı. Allah o müşriklerin isnat ve nitelendirmelerinden münezzehtir."
Mettehazallahu min veledin ve ma kane meahu min ilahin izen le zehebe kullu ilahin bima halaka ve le ala ba'duhum ala ba'd, subhanallahi amma yasıfun.
Görünmeyen ve görünen, gizli ve aşikar her şeyi bilen Allah, onların iddia ettikleri şerikleri olmaktan yücedir.
Alimil gaybi veş şehadeti fe teala amma yuşrikun.
(93-94) De ki: "Ya Rabbi, eğer onlara vad edilen o azabı bana göstereceksen, beni o zalimler güruhu içinde bırakma!"
Kul rabbi imma turiyenni ma yuadun.
(93-94) De ki: "Ya Rabbi, eğer onlara vad edilen o azabı bana göstereceksen, beni o zalimler güruhu içinde bırakma!"
Rabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin.
Biz onlara vad ettiğimiz azabı sana göstermeye elbette kadiriz.
Ve inna ala en nuriyeke ma neıduhum le kadirun.
Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de kötülüğü en iyi tarzda sav. Biz onların, senin hakkındaki asılsız iddialarını pek iyi biliriz.
İdfa' billeti hiye ahsenus seyyieh, nahnu a'lemu bi ma yasıfun.
(97-98) Sen de ki: "Ya Rabbi! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım!"
Ve kul rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatin.
(97-98) Sen de ki: "Ya Rabbi! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım!"
Ve euzu bike rabbi en yahdurun.
(99-100) Ahireti inkar edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: "Ya Rabbi!" der, "ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım. "Hayır, hayır! Bu onun söylediği manasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
Hatta iza cae ehadehumul mevtu kale rabbirciun.
(99-100) Ahireti inkar edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: "Ya Rabbi!" der, "ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım. "Hayır, hayır! Bu onun söylediği manasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
Lealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun.
Sura üflendiği zaman, o gün artık ne aralarındaki akraba tutkunluğu bir fayda verir, ne de kişi bir başkasının halini sormayı hatırından geçirir.
Fe iza nufiha fis suri fe la ensabe beynehum yevme izin ve la yetesaelun.
O gün kimin iyilikleri mizanda ağır basarsa onlar kurtulacaklar.
Fe men sekulet mevazinuhu fe ulaike humul muflihun.
Kimin iyilikleri tartıda hafif kalırsa, işte kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedi kalanlar onlar olacaklardır.
Ve men haffet mevazinuhu fe ulaikellezine hasiru enfusehum fi cehenneme halidun.
Orada yüzlerini alevler yalar da, ateş dudaklarını yaktığında, dişleri açıkta kalıverir.
Telfehu vucuhehumun naru ve hum fiha kalihun.
Allah Teala onlara şöyle buyurur: "Ayetlerim size okunurdu da siz onları yalan sayardınız değil mi?"
E lem tekun ayati tutla aleykum fe kuntum biha tukezzibun.
(106-107) "Ey Ulu Rabbimiz", derler, "azgınlığımız, kötü talihimiz ağır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu ateşten, eğer bir daha o kötülükleri yaparsak işte o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!"
Kalu rabbena galebet aleyna şıkvetuna ve kunna kavmen dallin.
(106-107) "Ey Ulu Rabbimiz", derler, "azgınlığımız, kötü talihimiz ağır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu ateşten, eğer bir daha o kötülükleri yaparsak işte o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!"
Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun.
Allah Teala: "Kesin sesinizi, sakın bir daha Bana bir şey söylemeye kalkışmayın!" buyurur.
Kalahseu fiha ve la tukellimun.
(109-110) Kullarımdan, bir kısmı "inandık ya Rabbi! Affet günahlarımızı, merhamet et bize, çünkü Sen merhamet edenlerin en iyisi, en hayırlısısın!" dediklerinde, onları alaya alan sizler değil miydiniz! Sonunda sizin bu davranışlarınız Beni gönlünüzden geçirmeyi, Beni yadetmeyi size unutturdu da, onlarla eğlenip durdunuz.
İnnehu kane ferikun min ibadi yekulune rabbena amenna fagfir lena verhamna ve ente hayrur rahımin.
(109-110) Kullarımdan, bir kısmı "inandık ya Rabbi! Affet günahlarımızı, merhamet et bize, çünkü Sen merhamet edenlerin en iyisi, en hayırlısısın!" dediklerinde, onları alaya alan sizler değil miydiniz! Sonunda sizin bu davranışlarınız Beni gönlünüzden geçirmeyi, Beni yadetmeyi size unutturdu da, onlarla eğlenip durdunuz.
Fettehaztumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikri ve kuntum minhum tadhakun.
İşte Ben de sabretmelerine karşılık bugün onları ödüllendirdim. İşte umduklarına kavuşanlar onlardır.
İnni cezeytuhumul yevme bima saberu ennehum humul faizun.
Sonra Allah cehennemdekilere der ki: "Size kalsa, dünyada kaç yıl kaldınız?"
Kale kem lebistum fil ardı adede sinin.
Onlar: "Bir gün veya daha da az. Ne bilelim, isterseniz bunu tam tamına aklında tutanlara sor! Zira bizim aklımız başımızdan gitmiş durumda." diye cevap verirler.
Kalu lebisna yevmen ev ba'da yevmin fes'elil addin.
Bunun üzerine Allah Teala şöyle buyurur: "Siz, doğrusu pek az kaldınız. Bu gerçeği bir bilseydiniz, Bana isyan etmezdiniz."
Kale in lebistum illa kalilen lev ennekum kuntum ta'lemun.
"Bizim sizi boşuna yarattığımızı, Bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız?"
E fe hasibtum ennema halaknakum abesen ve ennekum ileyna la turceun.
"Öyleyse artık şu gerçeği bilin ki Allah yüceler yücesidir. Gerçek hükümran O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur. Pek değerli arşın Rabbidir"
Fe tealallahul melikul hakk, la ilahe illa hu, rabbul arşil kerim.
O halde, kim tanrılığını ispat eden hiç bir delili olmamasına rağmen, Allah'la beraber başka bir tanrıya taparsa, ahirette Rabbinin huzurunda hesabını verecek, cezasını çekecektir. Şurası muhakkak ki kafirler asla iflah olmazlar.
Ve men yed'u maallahi ilahen ahare la burhane lehu bihi fe innema hısabuhu inde rabbih, innehu la yuflihul kafirun.
Öyleyse (ey Resulüm ve ey mümin!) Sen şöyle dua et: "Ya Rabbi, Sen bizi affet, Sen bize merhamet et. Zira merhamet edenlerin en hayırlısı Sensin, Sen!"
Ve kul rabbigfir verham ve ente hayrur rahımin.