Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Bismillahir rahmanir rahim.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Ya eyyuhel muddessir.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Kum fe enzir.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Ve rabbeke fe kebbir.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Ve siyabeke fe tahhir.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Verrucze fehcur.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Ve la temnun testeksir.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Ve li rabbike fasbir.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Fe iza nukıre fin naku.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Fe zalike yevme izin yevmun asi.
(1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kafirlere hiç kolay olmayan bir gün!
Alel kafirine gayru yesir.
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Zerni ve men halaktu vahida.
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Ve ce'altu lehu malen memduda.
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Ve benine şuhuda.
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkanı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Ve mehhedtu lehu temhida.
Hala da açgözlülükle imkanlarını daha da artırmama hevesleniyor.
Summe yatmau en ezid.
Hiç heveslenmesin! Çünkü o Bizim ayetlerimize karşı inatçı kesildi.
Kella, innehu kane li ayatina anida.
Hay kahrolası! Nasıl, nasıl da ölçtü biçti!
Summe kutile keyfe kadder.
Sonra da sırtını döndü, kibirinden kabardı, arkasına bakmadan çekip gitti!
Summe edbere vestekber.
"Bu, büyücülerden nakledilen büyüden ibarettir." dedi.
Fe kale in haza illa sihrun yu'ser.
Bu, beşer sözünden başka bir şey değildir."
İn haza illa kavlul beşer.
Sekar nedir bilir misin? Nereden bileceksin!
Ve ma edrake ma sekar.
O, içine atılanı yer, bitirir. Yine de bırakmaz, eski haline çevirip bu işi tekrar eder.
La tubki ve la tezer.
Biz cehennem görevlilerini sadece melaikelerden kıldık. Onların sayısını da kafirler için imtihan ve sıkıntı sebebi yaptık ki Ehl-i kitaptan olanlar Peygambere imanda yakin sahibi olup, daha kesin inansınlar. mü'minlerin imanlarındaki yakinleri artsın. Ehl-i kitap ve müminler tereddüde düşmesinler. Kalplerinde hastalık olan münafıklar ile kafirler de neticede: "Allah, bu misal ile ne anlatmak istemiş olabilir?" desinler. Böylece Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını Kendisinden başka kimse bilemez. Bu, (yani cehennem veya ondan bahseden ayetler) beşere bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.
Ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu'minune, ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela, kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşa, ve ma ya'lemu cunude rabbike illa hu, ve ma hiye illa zikra lil beşer.
Ağardığı dem sabaha kasem edip şahit tutarım ki.
Ves subhı iza esfer.
İleri veya geri gitmek durumunda olanlar için en büyük uyarıdır.
Li men şae minkum en yetekaddeme ev yeteahhar.
(38-39) Ashab-ı yeminden, hesap defterini sağ tarafından alan cennetlikler dışında herkes, yaptığı işlerin rehini ve esiri olacaktır.
Kullu nefsin bima kesebet rehineh.
(38-39) Ashab-ı yeminden, hesap defterini sağ tarafından alan cennetlikler dışında herkes, yaptığı işlerin rehini ve esiri olacaktır.
İlla ashabel yemin.
(40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.
Fi cennat, yetesaelun.
(40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.
Anil mucrimin.
(40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.
Ma selekekum fi sekar.
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik.
Kalu lem neku minel musallin.
Fakirleri doyurmaz, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmezdik.
Ve lem neku nut'ımul miskin.
Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık.
Ve kunna nehudu maal haidin.
Bu hesap gününü yalan sayardık.
Ve kunna nukezzibu bi yevmid din.
Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik."
Hatta etanel yakin.
Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda etmez.
Fe ma tenfeuhum şefaatuş şafiin.
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Fe ma lehum anit tezkireti mu'rıdin.
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Ke ennehum humurun mustenfireth.
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Ferret min kasvereh.
Bu beyler, bu öğütle yetinmeyip üstelik her biri kendisine mahsus özel kitap, özel ferman isterler!
Bel yuridu kullumriin minhum en yu'ta suhufen muneşşereh .
Hayır! onlar aslında ahiret endişesi taşımazlar.
Kella, bel la yuhafunel ahıreh.
Hayır! Gerçekten bu bir öğüttür, bir uyarıdır.
Kella innehu tezkireh.
Ama Allah dilemedikçe onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya layık olan da, günahkarların günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız O'dur.
Ve ma yezkurune illa en yeşaallah, huve ehlut takva ve ehlul magfireh.