Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Bismillahir rahmanir rahim.
Bu, Senin Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan lütuf ve ihsanının anlatımıdır.
Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyya.
O Rabbine gizlice seslenip şöyle niyaz etmişti:
İz nada rabbehu nidaen hafiyya.
"Ya Rabbi, iyice yaşlandım, kemiklerim zayıfladı, eridi, başımdaki saçlarım ağardı, beyaz alevler gibi tutuştu. Ya Rabbi, Sana her ne için yalvardıysam, asla mahrum kalmadım."
Kale rabbi inni ve henel azmu minni veştealer re'su şeyben ve lem ekun bi duaike rabbi şakıyya.
(5-6) Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim. Eşim de kısır! Bana lütf-u kereminden öyle bir varis nasib et ki bana da, Yakub hanedanına da varis olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbi!"
Ve inni hıftul mevaliye min verai ve kanetimreeti akıran feheb li min ledunke veliyya.
(5-6) Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim. Eşim de kısır! Bana lütf-u kereminden öyle bir varis nasib et ki bana da, Yakub hanedanına da varis olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbi!"
Yerisuni ve yerisu min ali ya'kube vec'alhu rabbi radıyya.
"Zekeriyya!" buyurdu Allah. "Biz, sana adı Yahya olacak bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce, kimseyi ona adaş yapmadık (Bu adı alan olmadı)."
Ya zekeriyya inna nubeşşiruke bi gulaminismuhu yahya lem nec'al lehu min kablu semiyya.
"Ya Rabbi, dedi, nasıl benim çocuğum olabilir ki eşim kısır, ben ise bir pir-i faniyim!"
Kale rabbi enna yekunu li gulamun ve kanetimreeti akıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyya.
Melek dedi: "Öyledir, fakat Rabbin buyurdu ki: Bunu yapmak bana pek kolay! Nitekim seni yoktan var eden de Ben değil miyim?"
Kale kezalik, kale rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey'a.
"Bana bir alamet göster ya Rabbi!", dedi. Allah buyurdu: "Senin alametin, sağlığın yerinde olmasına rağmen üç gün insanlarla konuşamamandır"
Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selase leyalin seviyya.
Derken, mabeddeki bölmesinden halkının karşısına çıkıp "Sabah akşam Rabbinizi tenzih ve O'na ibadet edin!" diye işarette bulundu.
Fe harece ala kavmihi minel mihrabi fe evha ileyhim en sebbihu bukreten ve aşiyya.
(12-14) "Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!" dedik ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan bir merhamet, arı duru bir gönül de ihsan ettik. O, Allah'ı sayıp günahtan sakınan bir insandı. Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankar biri değildi.
Ya yahya huzil kitabe bi kuvveh, ve ateynahul hukme sabiyya.
(12-14) "Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!" dedik ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan bir merhamet, arı duru bir gönül de ihsan ettik. O, Allah'ı sayıp günahtan sakınan bir insandı. Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankar biri değildi.
Ve hananen min ledunna ve zekah, ve kane tekıyya.
(12-14) "Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!" dedik ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan bir merhamet, arı duru bir gönül de ihsan ettik. O, Allah'ı sayıp günahtan sakınan bir insandı. Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankar biri değildi.
Ve berren bi valideyhi ve lem yekun cebbaren asıyya.
Doğduğu gün de, vefat ettiği gün de, diriltilip kabirden kalkacağı gün de selam olsun ona.
Ve selamun aleyhi yevme vulide ve yevme yemutu ve yevme yub'asu hayya.
Kitapta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekiliverdi.
Vezkur fil kitabı meryem, izintebezet min ehliha mekanen şarkıyya.
Onlarla kendisi arasına bir perde gerdi. Biz de ona Ruhumuzu gönderdik de, ona kusursuz, mükemmel bir insan şeklinde görünüverdi.
Fettehazet min dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşeren seviyya.
Meryem irkildi ve "Ben" dedi, "Rahmana sığındım senden. Eğer Allah'ı sayıp günahtan sakınan bir kimse isen çekil yanımdan!"
Kalet inni euzu bir rahmani minke in kunte tekıyya.
Ruh: "Ben" dedi, "Rabbinden sana gelen bir elçiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuk hediye edeyim diye geldim."
Kale innema ene resulu rabbiki li ehebe leki gulamen zekiyya.
Meryem: "Nasıl oğlum olabilir ki bana eli değen bir tek erkek bile olmamıştır. İffetsiz bir kadın da değilim!"
Kalet enna yekunu li gulamun ve lem yemsesni beşerun ve lem eku bagıyya.
Ruh: "Öyledir, ama Rabbin: "Bu iş bana pek kolaydır. Çünkü biz onu insanlara kudretimimzin bir alameti ve tarafımızdan bir rahmet kılacağız ve artık bu, hükme bağlanmış, olup bitmiş bir iştir." dedi.
Kale kezalik, kale rabbuki huve aleyye heyyin, ve li nec'alehu ayeten lin nasi ve rahmeten minna, ve kane emren makdıyya.
Sonra çocuğuna hamile kaldı ve bu haliyle uzakça bir yere çekildi.
Fe hamelethu fentebezet bihi mekanen kasıyya.
Derken doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya zorladı. "Ay!" dedi, "n'olaydım, keşke bu iş başıma gelmeden öleydim, adı sanı unutulup gitmiş biri olaydım!"
Fe ecae hel mehadu ila ciz'ın nahleh, kalet ya leyteni mittu kable haza ve kuntu nesyen mensiyya.
Derken, Ruh, ona aşağıdan şöyle seslendi: "Sakın üzülme!" dedi, "Rabbin senin alt yanında bir su arkı meydana getirdi.
Fe nadaha min tahtiha ella tahzeni kad ceale rabbuki tahteki seriyya.
"Haydi, hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün."
Ve huzzi ileyki bi ciz'ın nahleti tusakıt aleyki rutaben ceniyya.
"Artık ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer herhangi bir insana rastlarsan: "Ben Rahman'a oruç adamıştım," de! "o sebeple bugün hiç kimseyle konuşmayacağım"
Fe kuli veşrabi ve karri ayna, fe imma terayinne minel beşeri ehaden fe kuli inni nezertu lir rahmani savmen fe len ukellimel yevme insiyya.
Onu kucağına alıp akrabalarına getirdi. "Kız Meryem! dediler, sen ne tuhaf bir şey yapmışsın öyle!"
Fe etet bihi kavmeha tahmiluh, kalu ya meryemu lekad ci'ti şey'en feriyya.
"Ey Harun'un kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!"
Ya uhte harune ma kane ebukimrae sev'in ve ma kanet ummuki begıyya.
Meryem, (bana değil, çocuğa sorun dercesine) çocuğu gösterdi: "Nasıl olur da, dediler, beşikteki bebekle konuşuruz?"
Fe eşaret ileyh, kalu keyfe nukellimu men kane fil mehdi sabiyya.
Derken bebek: "Ben Allah'ın kuluyum, dedi, O bana kitap verdi, beni peygamber olarak görevlendirdi.
Kale inni abdullah, ataniyel kitabe ve cealeni nebiyya.
"Nerede olursam olayım beni kutlu, mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namazı ve zekatı farz kıldı."
Ve cealeni mubareken eyne ma kuntu ve evsani bis salati vez zekati ma dumtu hayya.
"Anneme saygılı, hayırlı evlat kılıp, asla zorba, bedbaht ve hayırsız biri yapmadı"
Ve berren bi valideti ve lem yec'alni cebbaren şakıyya.
Doğduğum gün de, öleceğim gün de, kabirden kalkıp dirileceğim gün de selam üzerime olsun!"
Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya.
İşte hakkında şüphe ve tartışmalara girdikleri Meryem oğlu İsa konusunda gerçeğin ta kendisi olan Allah'ın sözü budur.
Zalike isebnu meryem, kavlel hakkıllezi fihi yemterun.
Allah'ın evlat edinmesi olacak iş değildir. O bundan münezzehtir! Bir işi yapmak istedi mi, "şöyle olsun" demesi kafidir.
Ma kane lillahi en yettehıze min veledin subhaneh, iza kada emren fe innema yekulu lehu kun fe yekun.
"İyi bilin ki Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse yalnız O'na ibadet ediniz. Doğru yol budur"
Ve innallahe rabbi ve rabbukum fa'buduh, haza sıratun mustekim.
Sonra onun hakkında birtakım gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o kafirlerin başına geleceklere!
Fahtelefel ahzabu min beynihim, fe veylun lillezine keferu min meşhedi yevmin azim.
Neler işitecek, neler görecekler onlar, huzurumuza gelecekleri gün! Gerçeği pek güzel anlayacaklar o gün. Ama zalimler o gün tam bir şaşkınlık içindedirler.
Esmi' bihim ve ebsır yevme ye'tunena lakiniz zalimunel yevme fi dalalin mubin.
Sen o hasret ve pişmanlık gününü, o haklarında ilahi hükmün yerini bulacağı günü anlatarak uyar onları! Ama onlar gaflet içindeler, hala iman etmiyorlar onlar.
Ve enzirhum yevmel hasreti iz kudıyel emr, ve hum fi gafletin ve hum la yu'minun.
Şu kesin bir gerçektir ki bütün dünyaya ve dünyada yaşayan bütün insanlara Biz varis olacağız (onlar sona erip baki Allah kalacak) ve ölümden sonra hepsi diriltilip Bizim huzurumuza getirileceklerdir.
İnna nahnu nerisul arda ve men aleyha ve ileyna yurceun.
Kitapta İbrahim'i de an. O gerçekten özü sözü doğru biri idi, yani bir peygamberdi.
Vezkur fil kitabi ibrahim, innehu kane sıddikan nebiyya.
Zamanı geldi, babasına: "Babacığım, dedi, niçin işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bu putlara tapıyorsun?"
İz kale li ebihi, ya ebeti lime ta'budu ma la yesmau ve la yubsıru ve la yugni anke şey'a.
"Babacığım, sana ulaşmayan bir ilim, geldi bana, ne olur bana tabi ol da seni dümdüz bir yola çıkarayım"
Ya ebeti inni kad caeni minel ilmi ma lem ye'tike fettebi'ni ehdike sıratan seviyya.
"Babacığım, sakın şeytana ibadet etme! Çünkü şeytan Rahman'a isyan içindedir.
Ya ebeti la ta'budiş şeytan, inneş şeytane kane lir rahmani asıyya.
Babacığım, bu gidişle o Rahman'dan bile bir azabın gelip sana dokunacağından ve senin şeytana hemdem olacağından ciddi endişe içindeyim.
Ya ebeti inni ehafu en yemesseke azabun miner rahmani fe tekune liş şeytani veliyya.
Babası: "İbrahim, ne o, yoksa sen benim tanrılarıma sırtını mı dönüyorsun? Bu işten vazgeçmezsen mutlaka taşa tutarım seni. Şöyle bir uzun müddet benden uzak dur. Gözüm görmesin seni buralarda!"
Kale e ragıbun ente an aliheti ya ibrahim, lein lem tentehi le ercumenneke vehcurni meliyya.
İbrahim: "Selamet, esenlik içinde kal, dedi. Rabbimden senin için af dileyeceğim. O gerçekten bana karşı çok lütufkardır.
Kale selamun aleyk, se estagfiru leke rabbi, innehu kane bi hafiyya.
"İşte sizi de, sizin Allah'tan başka ibadet ve dua ettiğiniz tanrılarınızı da terkediyorum. Rabbime niyaz edip yalvarıyorum. Rabbime niyaz etmem sayesinde mahrum ve perişan olmayacağımı umuyorum.
Ve a'tezilukum ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi, asa ella ekune bi duai rabbi şakıyya.
Onları ve onların Allah'tan başka taptıkları putları terk edip (Şam'a yerleşince) Biz O'na İshak ile Yakub'u hediye ettik. Onların her birine peygamberlik verdik.
Fe lemma'tezelehum ve ma ya'budune min dunillahi vehebna lehu ishaka ve ya'kub ve kullen cealna nebiyya.
Onlara rahmetimizden ihsanlarda bulunduk. Onlara dillerde ve dinlerde yüksek ve güzel bir nam bıraktık.
Ve vehebna lehum min rahmetina ve cealna lehum lisane sıdkın aliyya.
Kitapta Musa'yı da an. Gerçekten O Allah tarafından ihlasa erdirilen bir kul idi, resul ve nebi idi.
Vezkur fil kitabi musa, innehu kane muhlesan ve kane resulen nebiyya.
Hani ona Tur'un sağ tarafından seslenmiş ve özel konuşma için onu huzurumuza almıştık.
Ve nadeynahu min canibit turil eymeni ve karrebnahu neciyya.
Ve rahmet ve keremimizden, kardeşi Harun'u da nebi olarak ona ihsan etmiştik.
Ve vehebna lehu min rahmetina ehahu harune nebiyya.
Kitapta İsmail'i de an. Gerçekten o, verdiği sözü yerine getiren biri idi. Resul ve nebi idi.
Vezkur fil kitabi ismaile innehu kane sadıkal va'di ve kane resulen nebiyya.
Halkına namazı ve zekatı tavsiye ederdi. Rabbinin razı olduğu biri idi.
Ve kane ye'muru ehlehu bis salati vez zekati ve kane inde rabbihi mardıyya.
Kitapta İdris'i de an. Gerçekten o da doğruluğun timsali biri idi, bir nebi idi.
Vezkur fil kitabi idrise innehu kane sıddikan nebiyya.
Biz onu üstün bir makama yücelttik.
Ve refa'nahu mekanen aliyya.
İşte bunlar, Allah'ın nimetine mazhar olmuş olan bu zatlar, Adem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın evlatlarından, İbrahim ve İsrailin nesillerinden ve hidayete erdirip seçtiğimiz kimselerdendir. Onlar Rahman'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.
Ulaikellezine en'amallahu aleyhim minen nebiyyine min zurriyyeti ademe ve mimmen hamelna mea nuhin ve min zurriyyeti ibrahime ve israile ve mimmen hedeyna vectebeyna, iza tutla aleyhim ayatur rahmani harru succeden ve bukiyya.
Kendilerinden sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki namazı zayi ettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.
Fe halefe min ba'dihim halfun edaus salate vettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne gayya.
Ancak tövbe eden, iman edip makbul ve güzel işler yapanlar cennete girecekler ve asla haksızlığa uğramayacaklardır.
İlla men tabe ve amene ve amile salihan fe ulaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune şey'a.
Evet, onlar Rahman'ın kullarına gıyabi olarak vad ettiği, dünyada iken görmeksizin inandıkları Adn cennetlerine gireceklerdir. Allah'ın vadi muhakkak ki yerini bulacaktır.
Cennati adninilleti vaader rahmanu ibadehu bil gayb, innehu kane va'duhu me'tiyya.
Orada onlar boş ve anlamsız söz işitmezler, sadece selam ve selamet sözleri duyarlar. Orada ziyafetleri sabah akşam kendilerine sunulacaktır.
La yesmeune fiha lagven illa selama, ve lehum rızkuhum fiha bukreten ve aşiyya.
İşte bu cennetlere kullarımızdan, Allah'ı sayıp günahtan sakınanları varis kılacağız.
Tilkel cennetulleti nurisu min ibadina men kane takıyya.
Rabbinin emri olmadıkça biz (meleklerden olan elçiler) inmeyiz. Önümüzde ve arkamızdaki bütün geçmiş ve gelecek şeyler ve bunların arasındakiler hep O'na aittir. Senin Rabbin, hiçbir şeyi unutmaz.
Ve ma netenezzelu illa bi emri rabbik, lehu ma beyne eydina ve ma halfena ve ma beyne zalik, ve ma kane rabbuke nesiyya.
O göklerin, yerin ve o ikisinin arasında olan her şeyin Rabbidir. Öyleyse yalnız O'na kulluk et. O'na ibadetinde sabır ve sebat göster. Ona denk ve adaş olacak hiç kimse bilir misin?
Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma fa'budhu vastabir li ibadetih, hel ta'lemu lehu semiyya.
Böyle iken kafir insan: "Sahi, ben öldükten sonra diriltilip kabrimden çıkarılacak mıyım?" der.
Ve yekulul insanu e iza ma mittu le sevfe uhracu hayya.
O insan hiç düşünmüyor mu ki, o hiçbir şey değilken Biz onu yaratıp var ettik?
E ve la yezkurul insanu enna halaknahu min kablu ve lem yeku şey'a.
Senin Rabbine yemin olsun ki Biz onları da, şeytanları da diriltip huzurumuza toplayacağız, sonra da cehennemin çevresinde dizüstü çökmüş vaziyette oraya getireceğiz.
Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyatine summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyya.
Sonra da her topluluktan, Rahman'a isyan etmede aşırılık edenleri çekip ayıracağız.
Summe le nenzianne min kulli şiatin eyyuhum eşeddu aler rahmani ıtiyya.
Sonra o cehennemi boylamaya daha çok müstahak olanları elbette Biz pek iyi biliriz.
Summe le nahnu a'lemu billezine hum evla biha sıliyya.
Sizden hiç kimse yoktur ki cehenneme varmasın. Bu Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.
Ve in minkum illa variduha, kane ala rabbike hatmen makdıyya.
Sonra Allah'ı sayıp günahlardan sakınan müttakileri kurtararak zalimleri dizüstü çökmüş vaziyette orada bırakacağız.
Summe nuneccillezinettekav ve nezeruz zalimine fiha cisiyya.
Ayetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman o kafirler iman edenlere dediler ki: (Bu uhrevi ve manevi halleri bir tarafa bırakalım, dünya hayatının realitesine bakalım) "Bu iki zümreden, mümin ve kafirlerden hangisinin makamı daha üstün, grup ve topluluğu daha muteberdir?"
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine keferu lillezine amenu eyyul ferikayni hayrun makamen ve ahsenu nediyya.
Halbuki Biz onlardan önce, gerek mal ve eşyaları, gerek gösterişleri daha güzel durumda olan öyle nesiller helak ettik ki saymaya gelmez.
Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum ahsenu esasen ve ri'ya.
De ki: Dini inkar edenlere Rahman biraz mühlet versin, bundan ne çıkar? Ama işin sonunda, onlar kendilerine vad olunan azabı veya kıyameti görünce işte o zaman öğrenecekler: kimmiş mevkii daha düşük ve kimmiş asker ve maiyyeti daha zayıf!
Kul men kane fid dalaleti fel yemdud lehur rahmanu medda, hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah, fe se ya'lemune men huve şerrun mekanen ve ad'afu cunda.
Allah hidayeti kabul edip doğru yola gelenlerin ise feyizlerini artırır. Baki kalacak dürüst ve yararlı işler, Rabbinin nazarında hem mükafat bakımından daha üstün, hem de akıbet yönünden daha iyidir.
Ve yezidullahullezinehtedev huda, vel bakıyatus salihatu hayrun inde rabbike sevaben ve hayrun meredda.
Baksana şu ayetlerimizi inkar edip: "Mutlaka malım mülküm de olacak, çoluk çocuğum da olacak!" diyen adamın haline!
E fe raeytellezi kefere bi ayatina ve kale le uteyenne malen ve veleda.
Ne o, bu adam gaybı öğrenmenin yolunu mu buldu, yoksa Rahman'dan kesin bir söz mü aldı?
Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmani ahda.
Asla! İşte onun bu sözünü deftere kaydedeceğiz ve azabını da artırdıkça artıracağız.
Kella, se nektubu ma yekulu ve nemuddu lehu minel azabi medda.
O sözünü ettiği mal ve evlada Biz varis olacağız, nesi var nesi yoksa Bize kalacak ve o, huzurumuza tek başına (ilk yarattığımız gibi mal ve mülkten, makam ve mevkiden hatta elbiseden bile soyunmuş olarak çırılçıplak) gelecektir.
Ve nerisuhu ma yekulu ve ye'tina ferda.
Kendilerine kalsa izzet ve kuvvet vesilesi olsun diye, Allah'tan başka birtakım tanrılar edindiler.
Vettehazu min dunillahi aliheten li yekunu lehum ızza.
Hayır, hayır! Taptıkları o nesneler onların ibadetlerini reddedecekler ve kendilerine düşman olacaklardır.
Kella, se yekfurune bi ibadetihim ve yekunune aleyhim dıdda.
Görmüyor musun ki Biz kafirlere şeytanları musallat ediyoruz, onları oynatıp duruyorlar.
E lem tere enna erselneş şeyatine alel kafirine teuzzuhum ezza.
O halde onlar hakkında acele etme! Biz onların günlerini saymaktayız.
Fe la ta'cel aleyhim, innema neuddu lehum adda.
Gün gelecek, Allah'ı sayıp haramlardan sakınan müttakileri, Rahman tarafından ağırlanacak konuk heyet olarak toplayacağız.
Yevme nahşurul muttekine iler rahmani vefda.
Suçluları da susuz olarak o yakıcı cehenneme süreceğiz.
Ve nesukul mucrimine ila cehenneme virda.
Rahman'ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecek.
La yemlikuneş şefaate illa menittehaze inder rahmani ahda.
"Rahman evlat edindi." dediler.
Ve kaluttehazer rahmanu veleda.
Böyle diyen sizler, pek çirkin bir şey ortaya attınız!
Lekad ci'tum şey'en idda.
(90-91) Rahman'a çocuk isnad etmelerinden ötürü, nerdeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecekti!
Tekadus semavatu yetefattarne minhu ve tenşakkul ardu ve tehırrul cibalu hedda.
(90-91) Rahman'a çocuk isnad etmelerinden ötürü, nerdeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecekti!
En deav lir rahmani veleda.
Halbuki evlat edinmek Rahman'ın şanına yakışmaz.
Ve ma yenbagi lir rahmani en yettehıze veleda.
Göklerde ve yerde kim varsa, Rahman'ın ancak kulu olabilir.
İn kullu men fis semavati vel ardı illa atir rahmani abda.
O bunların hepsini ilmi ile ihata etmiş, tek tek tesbit etmiştir.
Lekad ahsahum ve addehum adda.
Ve onların hepsi de kıyamet günü O'nun huzuruna tek başına gelecektir.
Ve kulluhum atihi yevmel kıyameti ferda.
İman edip, makbul ve güzel işler yapanları Rahman, (hem Allah, hem de mahluklar nezdinde) sevimli kılacaktır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati se yec'alu lehumur rahmanu vudda.
Bizim, Kur'an'ı senin dilinle indirip kolaylaştırmamızın başlıca sebebi, senin müttakileri müjdelemen ve inatçı kimseleri de onunla uyarmandır.
Fe innema yessernahu bi lisanike li tubeşşire bihil muttekine ve tunzire bihi kavmen ludda.
Hem Biz onlardan önce nice nesiller imha ettik! Onlardan hissedip gördüğün yahut sesini işittiğin bir tek kişi bile var mıdır?
Ve kem ehlekna kablehum min karn, hel tuhıssu minhum min ehadin ev tesmeu lehum rikza.