Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Bismillahir rahmanir rahim.
Kıyamet saati yaklaştı, Ay bölündü.
İkterebetis saatu ven şakkal kamer.
Ama o müşrikler her ne zaman bir mucize görseler sırtlarını döner: "Bu, kuvvetli ve devamlı bir büyüdür!" derler.
Ve in yerev ayeten yu'ridu ve yekulu sihrun mustemirr.
Onlar hakkı yalan saydılar, heva ve heveslerine uydular. Halbuki her iş gibi bu nübüvvetin de kararlaştırılmış bir sonu elbette vardır.
Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekırr.
Oysa onlara kendilerini inkardan vazgeçirecek ibretler ihtiva eden nice olaylar bildirilmişti!
Ve lekad caehum minel enbai ma fihi muzdecer.
Bunlar son derece üstün hikmettir. Ama ne fayda! Uyarmalar kar etmiyor.
Hikmetun baligatun fe ma tugnin nuzur.
Sen de şimdi onları kendi hallerine terk et. Gün gelir bir münadi, hiç de hoşa gitmeyen, insanın görür görmez kaçacağı bir yere çağırır.
Fe tevelle anhum, yevme yed'ud dai ila şey'in nukur.
Gözleri korkudan önlerine eğildikçe eğilmiş, dehşet içinde mezarlarından çıkar, yayılmış çekirgeler gibi her tarafı dalga dalga kaplarlar.
Huşşe'an ebsaruhum yahrucune minel ecdasi keennehum ceradun munteşir.
Boyunlarını, çağıran münadiye doğru uzatmış vaziyette, kafirler: "Bugün çok zorlu bir gün, işimiz bitik!" derler.
Muhtıine iled dai, yekulul kafirune haza yevmun asir.
Kendilerinden önce Nuh kavmi de Peygamberi yalancı saydı ve: "Bu delinin teki!" dediler. Onu incittiler, tebliğini engellediler.
Kezzebet kablehum kavmu nuhın fe kezzebu abdena ve kalu mecnunun vezducir.
O da: "Ya Rabbi, ben mağlubum, artık Sen bana yardım et!" dedi.
Fe dea rabbehu enni maglubun fentasır.
Biz de derhal, boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
Fe fetahna ebvabes semai bi main munhemir.
Yeri pınar pınar fışkırttık. Öyle ki her iki su kütlesi, takdir edilen o işin olması için birleşti.
Ve feccernel arda uyunen feltekalmau ala emrin kad kudir.
Biz Nuh'u, levha halindeki tahtalar ve çivilerle yapılmış gemiye bindirdik.
Ve hamelnahu ala zati elvahın ve dusur.
O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükafat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.
Tecri bi a'yunina, cezaen li men kane kufir.
Biz bir ibret olsun diye, o gemiyi geriye bıraktık. Haydi, var mı ibret alan?
Ve lekad tereknaha ayeten fe hel min muddekir.
Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
Fe keyfe kane azabi ve nuzur.
Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur'an'ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.
Ad kavmi de Peygamberlerini yalancı saydı. Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
Kezzebet adun fe keyfe kane azabi ve nuzur.
Biz onların üstüne o pek talihsiz günde, her şeyi söküp atan bir kasırga gönderdik.
İnna erselna aleyhim rihan sarsaren fi yevmi nahsin mustemirr.
Öyle ki insanları, kökü sökülmüş, içi boş hurma kütükleri gibi fırlatıp atıyordu.
Tenziun nase ke ennehum a'cazu nahlin munkair.
Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim, görsünler bakalım!
Fe keyfe kane azabi ve nuzur.
Yemin olsun! Biz ders alınsın diye Kur'an'ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.
(23-25) Semud kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna layık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"
Kezzebet semudu bin nuzur.
(23-25) Semud kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna layık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"
Fe kalu ebeşeren minna vahiden nettebiuhu inna izen lefi dalalin ve suur.
(23-25) Semud kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna layık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"
E ulkıyez zikru aleyhi min beynina bel huve kezzabun eşir.
Biz de Peygamberleri Salih'e dedik ki: "Sen hiç üzülme! Asıl kimin yalancı ve küstah olduğunu yarın öğrenirler!"
Se ya'lemune gaden menil kezzabul eşir.
"Biz imtihan etmek için onlara bir deve göndereceğiz. Şimdi sen onların ne yapacağını bekle ve eziyetlerine sabret."
İnna mursilun nakati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
"Hem onlara bildir ki su, aralarında nöbetleşe olacak, her su nöbetinde, sahibi hazır bulunacaktır."
Ve nebbi'hum ennel mae kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar.
Onlar en yakın arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çıkarıp deveyi kesti.
Fe nadev sahıbehum fe teata fe akar.
Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
Fe keyfe kane azabi ve nuzur.
Biz onlara bir sayha, müthiş bir ses gönderdik, davar ağılındaki kuru ot ve çırpı gibi oldular.
İnna erselna aleyhim sayhaten vahıdeten fe kanu ke heşimil muhtezir.
Yemin olsun, Biz, ders alınsın diye Kur'an'ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.
Lut kavmi de peygamberlerini yalancı saydılar.
Kezzebet kavmu lutın bin nuzur.
(34-35) Biz de Lut'un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.
İnna erselna aleyhim hasiben illa ale lut, necceynahum bi sehar.
(34-35) Biz de Lut'un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.
Ni'meten min indina, kezalike neczi men şeker.
Lut onları Bizim yakalarından tutup azaba çarptıracağımızı söyleyerek tehdit etmişti. Ama onlar uyarmalara karşı şüpheye düştüler.
Ve lekad enzerehum batşetena fe temarev bin nuzur.
Onlar Lut'un misafirlerine karşı niyetlerini bozdular, onlarla yalnız kalmak için gidip gidip geldiler. Biz de gözlerini silme kör ettik. Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi!
Ve lekad raveduhu an dayfihi fe tamesna a'yunehum fe zuku azabi ve nuzur.
Bir sabah kendilerini, yakalarını hiç bırakmayacak bir azap bastırıverdi.
Ve lekad sabbehahum bukreten azabun mustekırr.
Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi!
Fe zuku azabi ve nuzur.
Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur'an'ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi, var mı düşünen ve ibret alan?
Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.
Firavun hanedanına da uyaran peygamberler geldi.
Ve lekad cae ale fir'avnen nuzur.
Onlar ayet ve delillerimizin hepsini yalan saydılar. Biz de onları mutlak galip, tam muktedir olan Allah'ın şanına yaraşır tarzda cezalandırdık.
Kezzebu bi ayatina kulliha fe ehaznahum ahze azizin muktedir.
Şimdi söyleyin (ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı güçlüdür! Yoksa ilahi kitaplarda sizin ebedi olan ahirette kurtulacağınıza dair berat senedi mi var?
E kuffarukum hayrun min ulaikum em lekum beraetun fiz zubur.
Ne o, "Biz tam dayanışma halinde olan, muzaffer bir topluluğuz" mu diyorlar?
Em yekulune nahnu cemiun muntesir.
İyi bilsinler: Onların toplu kuvvetleri bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Se yuhzemul cem'u ve yuvelluned dubur.
Daha doğrusu, onların asıl buluşma zamanları, kıyamet saatidir. Kıyamet saatinin dehşeti ise tarif edilemeyecek kadar müthiş ve acıdır!
Belis saatu mev'ıduhum ves sa'atu edha ve emerr.
Mücrimler tam bir şaşkınlık ve çılgınlık içindedirler.
İnnel mucrimine fi dalalin ve suur.
O gün cehennemde yüzleri üstü süründürülürler ve kendilerine: "Tadın cehennemin temasını!" denilir.
Yevme yushabune fin nari ala vucuhihim, zuku messe sekar.
Muhakkak ki Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçü ile yarattık.
İnna kulle şey'in halaknahu bi kader.
Bizim emrimiz sadece bir kere, hem de göz açıp kapama gibi pek hızlıdır.
Ve ma emruna illa vahıdetun ke lemhın bil basar.
Gerçekten Biz sizin nice benzerlerinizi imha ettik! Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
Ve lekad ehlekna eşyaakum fe hel min muddekir.
(52-53) Onların yaptıkları her şey, defterlerde kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey, satır satır yazılıdır.
Ve kullu şey'in fe aluhu fiz zubur.
(52-53) Onların yaptıkları her şey, defterlerde kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey, satır satır yazılıdır.
Ve kullu sagirin ve kebirin mustetar.
Ama müttakiler ise cennetlerde, bahçelerde ve ırmak kenarındadırlar.
İnnel muttekine fi cennatin ve neher.
Son derece kuvvetli o Hükümdarın, hak ve dürüstlük meclisinde yerlerini alırlar.
Fi mak'adi sıdkın inde melikin muktedir.