(63-64) Salih: "Ey benim halkım!" dedi, "Şimdi söyleyin bakayım: Şayet ben Rabbimden gelen kesin delile dayanıyorsam ve O bana tarafından bir nübüvvet lütfetmişse? Peki bu durumda ben kalkıp Allah'a isyan edersem, O'nun cezasından kim beni kurtarabilir? Sizin bana hiçbir faydanız olamaz, olsa olsa ziyanımı artırırsınız. Hem Ey halkım! İşte size mucize olarak Allah'ın devesi! Bırakın onu Allah'ın mülkünde yayılsın, yesin içsin. Sakın kötü bir maksatla ona el sürmeyin, yoksa çok geçmez sizi bir azap kıstırıverir."
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve ya kavmi | kavmim | قوم |
| 2 | hazihi | şu | |
| 3 | nakatu | dişi devesi | نوق |
| 4 | llahi | Allah'ın | |
| 5 | lekum | sizin için | |
| 6 | ayeten | bir mucizedir | ايي |
| 7 | fezeruha | onu bırakın | وذر |
| 8 | te'kul | otlasın | اكل |
| 9 | fi | ||
| 10 | erdi | toprağında | ارض |
| 11 | llahi | Allah'ın | |
| 12 | ve la | ||
| 13 | temessuha | ona dokundurmayın | مسس |
| 14 | bisu'in | bir kötülük | سوا |
| 15 | feye'huzekum | yoksa sizi yakalar | اخذ |
| 16 | azabun | bir azap | عذب |
| 17 | karibun | yakın | قرب |