Musa'ya Tevrat'ı verdik. Kur'an hakkında senin halkının yaptığı gibi onun hakkında da ihtilaf edip kimi iman, kimi inkar etti. Şayet Rabbinin, insanlara mühlet verme vaadi olmasaydı, elbette haklarında nihai hüküm verilmiş, iş bitirilmiş olurdu. Bu gerçeğe rağmen, senin halkın hala, Kur'an'dan ve azaptan yana şiddetli bir tereddüt ve şüphe içindedir.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | velekad | ve andolsun | |
| 2 | ateyna | verdik | اتي |
| 3 | musa | Musa'ya | |
| 4 | l-kitabe | Kitab'ı | كتب |
| 5 | fehtulife | ayrılığa düşüldü | خلف |
| 6 | fihi | onda | |
| 7 | velevla | eğer olmasaydı | |
| 8 | kelimetun | bir söz | كلم |
| 9 | sebekat | önceden geçmiş | سبق |
| 10 | min | tarafından | |
| 11 | rabbike | Rabbin | ربب |
| 12 | lekudiye | hüküm verilirdi | قضي |
| 13 | beynehum | aralarında | بين |
| 14 | ve innehum | şüphesiz onlar | |
| 15 | lefi | içindedirler | |
| 16 | şekkin | bir tereddüt | شكك |
| 17 | minhu | bunun hakkında | |
| 18 | muribin | gocundurucu | ريب |