Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Bismillahir rahmanir rahim.
Elif Lam Ra. Bunlar kitabın ve Kur'an-ı Mübin'in ayetleridir.
Elif lam ra tilke ayatul kitabi ve kur'anin mubin.
Bir zaman olur kafirler, "Keşke vaktiyle Müslüman olmuş olsaydık!" diye çok hasret çekerler.
Rubema yeveddullezine keferu lev kanu muslimin.
Bırak onları, yesin içsinler, zevklerine düşsünler, arzu ve emelleri kendilerini oyalaya dursun. Yakında bilecekler!
Zerhum ye'kulu ve yetemetteu ve yulhihimul emelu fe sevfe ya'lemun.
Bizim imha ettiğimiz her memleket hakkında mutlaka daha önce kararlaştırılmış, malum bir vade vardır.
Ve ma ehlekna min karyetin illa ve leha kitabun ma'lum.
Hiç bir ümmet vaadesini ne öne alabilir, ne erteleyebilir.
Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.
(6-7) O kafirler, alay ederek: "Ey o kendisine kitap indirilmiş olan" dediler; "mutlaka sen bir delisin! Eğer iddianda tutarlı isen, ne diye bize o melekleri getirip göstermiyorsun?"
Ve kalu ya eyyuhellezi nuzzile aleyhiz zikru inneke le mecnun.
(6-7) O kafirler, alay ederek: "Ey o kendisine kitap indirilmiş olan" dediler; "mutlaka sen bir delisin! Eğer iddianda tutarlı isen, ne diye bize o melekleri getirip göstermiyorsun?"
Lev ma te'tina bil melaiketi in kunte minas sadıkin.
Biz o melekleri ancak hikmet gereğince göndeririz. Ama o zaman da, kendilerine hiç mühlet verilmez, derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler.
Ma nunezzilul melaikete illa bil hakkı ve ma kanu izen munzarin.
Hiç şüphe yok ki o zikri, Kur'an'ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz'iz.
İnna nahnu nezzelnez zikre ve inna lehu le hafizun.
(10-11) Senden önce gelip geçen milletlere de Biz Peygamberler gönderdik. Ama onlara hiç bir resul gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.
Ve le kad erselna min kablike fi şiyaıl evvelin.
(10-11) Senden önce gelip geçen milletlere de Biz Peygamberler gönderdik. Ama onlara hiç bir resul gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.
Ve ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun.
(12-13) Biz böylece o inkar ve alayı suçluların kalplerine sokarız. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelen felaketler ibret teşkil ettiği halde yine de onlar iman etmezler.
Kezalike neslukuhu fi kulubil mucrimin.
(12-13) Biz böylece o inkar ve alayı suçluların kalplerine sokarız. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelen felaketler ibret teşkil ettiği halde yine de onlar iman etmezler.
La yu'minune bihi ve kad halet sunnetul evvelin.
(14-15) Hatta o kafirlere gökten bir kapı açsak, onlar da yukarı yükselip çıksalar, yine de "Galiba gözlerimiz bağlandı, belki de büyüye tutulduk!" derler.
Ve lev fetahna aleyhim baben mines semai fe zallu fihi ya'rucun.
(14-15) Hatta o kafirlere gökten bir kapı açsak, onlar da yukarı yükselip çıksalar, yine de "Galiba gözlerimiz bağlandı, belki de büyüye tutulduk!" derler.
Le kalu innema sukkiret ebsaruna bel nahnu kavmun meshurun.
(16-18) Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik. Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar.
Ve le kad cealna fis semai burucen ve zeyyennaha lin nazırin.
(16-18) Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik. Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar.
Ve hafıznaha min kulli şeytanin recim.
(16-18) Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik. Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar.
İlla menisterakas sem'a fe etbeahu şihabun mubin.
Yeri de yaydık, genişlettik ve oraya sağlam dağlar çaktık ve orada hikmetle ölçülmüş olarak her türlü nebatı yetiştirdik.
Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli şey'in mevzun.
Orada hem siz insanlar için, hem rızkını sizin vermediğiniz daha nice yaratıklar için geçimlikler meydana getirdik.
Ve cealna lekum fiha meayişe ve men lestum lehu bi razıkin.
Hiçbir şey yoktur ki onu meydana getiren hazinelerin anahtarları elimizde olmasın. Biz onu ancak belirli bir ölçü ile indiririz.
Ve in min şey'in illa indena hazainuhu ve ma nunezziluhu illa bi kaderin ma'lum.
Aşılayıcı Rüzgarlar gönderdik. Derken gökten yağmur indirip onunla sizi suladık. Halbuki o suyu hazinelerde depolayan da sizler değilsiniz.
Ve erselner riyaha levakıha fe enzelna mines semai maen fe eskaynakumuh, ve ma entum lehu bi hazinin.
Muhakkak ki hayatı veren de Biz'iz, hayatı geri alıp öldüren de ve elbette hepsine varis olacak, hepsinden sonraya kalacak olan baki de Biz'iz.
Ve inna le nahnu nuhyi ve numitu ve nahnul varisun.
Doğrusu sizden, önden gidenleri de, geri kalanları da Biz pek iyi biliriz.
Ve le kad alimnel mustakdimine minkum ve le kad alimnel muste'hırin.
Senin Rabbin, elbette onları mahşerde toplayacaktır. Çünkü O hakimdir, alimdir (tam hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilir).
Ve inne rabbeke huve yahşuruhum, innehu hakimun alim.
Biz insanı kara çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Ve le kad halaknel insane min salsalin min hamein mesnun.
Cinleri de daha önce, zehirli ateşten yaratmıştık.
Vel canne halaknahu min kablu min naris semum.
Ve hani Rabbin meleklere: "Ben, demişti, kuru çamurdan, şekillenmiş bir çamurdan bir beşer yaratacağım."
Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min salsalin min hamein mesnun.
"Bu itibarla, Ben onu düzenlediğim insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secdeye kapanınız."
Fe iza sevveytuhu ve nefahtu fihi min ruhi fekau lehu sacidin.
(30-31) İblis hariç bütün melekler secdeye kapandılar. O ise kibirlenip, secde edenler arasında yer almadı.
Fe secedel melaiketu kulluhum ecmaun.
(30-31) İblis hariç bütün melekler secdeye kapandılar. O ise kibirlenip, secde edenler arasında yer almadı.
İlla iblis, eba en yekune meas sacidin.
Allah İblis'e: "Sen niye secde edenlerle beraber olmadın?" diye sordu.
Kale ya iblisu ma leke ella tekune meas sacidin.
"Benim," dedi, "kuru çamurdan şekillenmiş balçıktan yarattığın bir beşere secde etmem mümkün değildir."
Kale lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsalin min hamein mesnun.
(34-35) Allah şöyle buyurdu: "O halde, defol buradan! Çünkü sen kovuldun ve bu lanet, hesap gününe kadar senin üzerinde devam edecektir."
Kale fahruc minha fe inneke recim.
(34-35) Allah şöyle buyurdu: "O halde, defol buradan! Çünkü sen kovuldun ve bu lanet, hesap gününe kadar senin üzerinde devam edecektir."
Ve inne aleykel la'nete ila yevmid din.
"Ya Rabbi!" dedi, "O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!"
Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun.
(37-38) "Haydi, buyurdu, belirli bir güne kadar sana müsaade edildi."
Kale fe inneke minel munzarin.
(37-38) "Haydi, buyurdu, belirli bir güne kadar sana müsaade edildi."
İla yevmil vaktil ma'lum.
(39-40) İblis dedi ki: "Ya Rabbi! Beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de dünyada onlara günahları süsleyeceğim ve senin ihlasa erdirdiğin kulların müstesna, onların hepsini azdıracağım"
Kale rabbi bi ma agveyteni le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmein.
(39-40) İblis dedi ki: "Ya Rabbi! Beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de dünyada onlara günahları süsleyeceğim ve senin ihlasa erdirdiğin kulların müstesna, onların hepsini azdıracağım"
İlla ıbadeke minhumul muhlasin.
Allah buyurdu: "Bu seçkin kullarımın tuttuğu yol, işte Ben'im gözettiğim dosdoğru yoldur."
Kale haza sıratun aleyye mustekim.
"Şüphesiz Benim o seçkin kullarım üzerinde senin hiçbir nüfuzun yoktur, ancak senin peşine takılmış şaşkın azgınlar başka!"
İnne ıbadi leyse leke aleyhim sultanun illa menittebeake minel gavin.
(43-44) Şüphesiz cehennem de o azgınların hepsinin varacakları yerdir. Oranın yedi kapısı vardır ve her kapıdan kimlerin gireceği belirlenmiştir.
Ve inne cehenneme le mev'ıduhum ecmain.
(43-44) Şüphesiz cehennem de o azgınların hepsinin varacakları yerdir. Oranın yedi kapısı vardır ve her kapıdan kimlerin gireceği belirlenmiştir.
Leha seb'atu ebvab, likulli babin minhum cuz'un maksum.
Şeytana uymaktan korunan müttakiler ise cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
İnnel muttekine fi cennatin ve uyun.
"Esenlikle, emin olarak girin oraya!" (denir onlara).
Udhuluha bi selamin aminin.
Onların kalplerindeki kini söküp çıkarmışızdır. Dost ve kardeş olarak, divanlar üzerinde karşı karşıya otururlar.
Ve neza'na ma fi sudurihim min gıllin ıhvanen ala sururin mutekabilin.
Orada kendilerine hiç bir zahmet ve meşakkat dokunmaz, oradan hiç çıkarılmazlar.
La yemessuhum fiha nasabun ve ma hum minha bi muhrecin.
(49-50) Kullarıma haber ver ki (günahları örten) gafur, (ihsanı bol olan) rahim Ben'im. Bununla beraber azabım da elim mi elim!
Nebbi' ibadi enni enel gafurur rahim.
(49-50) Kullarıma haber ver ki (günahları örten) gafur, (ihsanı bol olan) rahim Ben'im. Bununla beraber azabım da elim mi elim!
Ve enne azabi huvel azabul elim.
Onlara İbrahim'in misafirlerinden de bahset.
Ve nebbi'hum an dayfi ibrahim.
Onun yanına girdiklerinde "Selam!" dediler. İbrahim: "Biz sizden korkuyoruz." dedi.
İz dehalu aleyhi fe kalu selama, kale inna minkum vecilun.
"Korkma!" dediler. "Biz sana (büyüdüğünde alim olacak) bir oğlunuzun dünyaya geleceğini müjdeliyoruz."
Kalu la tevcel inna nubeşşiruke bi gulamin alim.
"Beni mi müjdeliyorsunuz?" dedi. "Bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artık beni nasıl tebşir edersiniz?"
Kale e beşşertumuni ala en messeniyel kiberu fe bime tubeşşirun.
"Sana gerçeği müjdeledik, onun için ümit kesenlerden olma!" dediler.
Kalu beşşernake bil hakkı fe la tekun minel kanıtin.
O da: "Rabbinin rahmetinden, hak yoldan sapanlardan başka kim ümit keser ki?" dedi.
Kale ve men yaknetu min rahmeti rabbihi illad dallun.
Ve ilave etti: "Ey elçiler, bundan başka işiniz nedir? sorabilir miyim?"
Kale fe ma hatbukum eyyuhel murselun.
(58-60) "Haberin olsun!" dediler, "Biz, Lut'un ailesi dışında suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik; onun karısı hariç tüm ailesini kurtaracağız. Zira eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük."
Kalu inna ursilna ila kavmin mucrimin.
(58-60) "Haberin olsun!" dediler, "Biz, Lut'un ailesi dışında suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik; onun karısı hariç tüm ailesini kurtaracağız. Zira eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük."
İlla ale lut, inna le muneccuhum ecma'in.
(58-60) "Haberin olsun!" dediler, "Biz, Lut'un ailesi dışında suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik; onun karısı hariç tüm ailesini kurtaracağız. Zira eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük."
İllemre'etehu kadderna inneha le minel gabirin.
(61-62) Elçiler Lut'un evine gelince O: "Doğrusu, siz ürkülecek kimselersiniz." dedi.
Fe lemma cae ale lutınil murselun.
(61-62) Elçiler Lut'un evine gelince O: "Doğrusu, siz ürkülecek kimselersiniz." dedi.
Kale innekum kavmun munkerun.
(63-65) "Yok" dediler, "Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin."
Kalu bel ci'nake bi ma kanu fihi yemterun.
(63-65) "Yok" dediler, "Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin."
Ve eteynake bil hakkı ve inna le sadikun.
(63-65) "Yok" dediler, "Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin."
Fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli vettebı' edbarehum ve la yeltefit minkum ehadun vamdu haysu tu'merun.
Ona şu kesin emri vahyettik: "Sabaha çıkarlarken onların kökü kesilmiş olacaktır!"
Ve kadayna ileyhi zalikel emre enne dabire haulai maktuun musbihin.
Şehir halkı da misafirlerin geldiğini duyup eğlenmek için gelmişlerdi.
Ve cae ehlul medineti yestebşirun.
(68-69) "Bunlar benim misafirlerim!" dedi, "Ne olur beni mahcup etmeyin. Allah'tan korkun da beni rüsvay etmeyin."
Kale inne haulai dayfi fe la tefdahun.
(68-69) "Bunlar benim misafirlerim!" dedi, "Ne olur beni mahcup etmeyin. Allah'tan korkun da beni rüsvay etmeyin."
Vettekullahe ve la tuhzun.
Onlarsa: "Biz seni elalemin işine karışmaktan menetmemiş miydik (şunu bunu korumak sana mı kalmış!)" dediler.
Kalu e ve lem nenheke anil alemin.
Lut: "Eğer evlenmek isterseniz, işte kızlarım, onlarla evlenebilirsiniz" dedi.
Kale haulai benati in kuntum failin.
(Resulüm!) "Hayatın hakkı için onlar, kendilerini öylesine kaybetmişlerdi ki sarhoşlukları içinde sürünüp gitmekte idiler."
Le amruke innehum le fi sekretihim ya'mehun.
Güneş doğarken o korkunç ses bastırıverdi onları!
Fe ehazethumus sayhatu muşrikin.
Bir anda şehirlerinin üstünü altına çevirdik. Pişirilmiş çamurdan yapılmış taş yağmuruna tuttuk onları!
Fe cealna aliyeha safileha ve emterna aleyhim hıcareten min siccil.
Elbette bunda işaretten anlayanlar için alınacak nice ibretler vardır.
İnne fi zalike le ayatin lil mutevessimin .
Hem o şehir harabesi uğrak bir yol üzerindedir.
Ve inneha le bi sebilin mukim.
Elbette bunda, iman edecekler için çok ibretler vardır.
İnne fi zalike le ayeten lil mu'minin.
Eyke halkı da zalim mi zalim bir halk idi.
Ve in kane ashabul eyketi le zalimin .
Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu her iki şehir harabesi de uğrak bir yol üzerindedir.
Fentekamna minhum, ve innehuma le bi imamin mubin.
Hicr halkı da peygamberleri yalancı saydı.
Ve le kad kezzebe ashabul hıcril murselin.
Onlara delil ve mucizelerimizi verdik, ama onlar bu delillerden yüz çevirdiler
Ve ateynahum ayatina fe kanu anha mu'rıdin.
Dağlarda evler yontarak güven içinde bulunuyorlardı.
Ve kanu yanhıtune minel cibali buyuten aminin.
Bir sabah o korkunç ses bastırıverdi onları!
Fe ehazethumus sayhatu musbıhin.
Kazanıp ele geçirdikleri mal ve imkanlar hiçbir fayda vermedi kendilerine.
Fe ma agna anhum ma kanu yeksibun.
Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve bu ikisinin aralarında bulunan varlıkları elbette boşuna değil, gerçek bir gaye ve hikmetle yarattık. Hiç şüphe yok ki o kıyamet saati gelip çatacaktır. Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara.
Ve ma halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma illa bil hakk, ve innes saate le atiyetun fasfehıs safhal cemil.
Elbette senin Rabbin mükemmel yaratan ve her şeyi hakkıyla bilendir.
İnne rabbeke huvel hallakul alim.
Şu kesin ki biz sana Seb-i mesani ile şu yüce Kur'an'ı verdik.
Ve le kad ateynake seb'an minel mesani vel kur'anel azim.
Sakın o kafirlerden bir kısmına geçici bir zevk olarak verdiğimiz dünya nimetlerine göz dikme!Onların iman etmemelerinden ötürü üzülme ve müminlere kol kanat ger, onları şefkatle koru.
La temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum ve la tahzen aleyhim vahfıd cenahake lil mu'minin.
Ve de ki: "Sizleri bekleyen felakete karşı sizi açıkça uyarıyorum."
Ve kul inni enen nezirul mubin.
(90-91) Tıpkı o bölüşenlerin, O Kur'an'ı parça parça edenlerin başlarına indirdiğimiz felaket gibi.
Ke ma enzelna alel muktesimin.
(90-91) Tıpkı o bölüşenlerin, O Kur'an'ı parça parça edenlerin başlarına indirdiğimiz felaket gibi.
Ellezine cealul kur'ane ıdin.
Rabbin hakkı için, onların hepsini sorguya çekeceğiz!
Fe ve rabbike le nes'elennehum ecmain.
Şimdi sen, sana ne emredilmişse onu açıkça onlara söyle. O müşriklere aldırma!
Fasda' bi ma tu'meru ve a'rıd anil muşrikin.
Seninle alay edenlerin haklarından gelmeye Biz yeteriz.
İnna kefeynakel mustehziin.
Onlar Allah'tan başka tanrı uyduruyorlar ama yaptıklarının sonucunu yakında öğrenecekler!
Ellezine yec'alune meallahi ilahen ahar, fe sevfe ya'lemun.
Onların bu kabil iddialarından ötürü senin canının sıkıldığını çok iyi biliyoruz.
Ve le kad na'lemu enneke yadiku sadruke bi ma yekulun.
Ama sen Rabbini hamd ile tenzih et ve secde edenlerden ol.
Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sacidin.
Sana ölüm gelip çatıncaya kadar da Rabbine ibadet et.
Va'bud rabbeke hatta ye'tiyekel yakin.