سورة الفجر

89. Fecr suresi

Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Bismillahir rahmanir rahim.

Fecre,

وَالْفَجْرِۙ

Vel fecr.

O on geceye,

وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ

Ve leyalin aşr.

Çifte ve teke,

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ

Veş şef'ı vel vetr.

Akıp giden geceye yemin olsun ki: (Kıyamet gelecektir.)

وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ

Vel leyli iza yesr.

Nasıl, bunlarda aklı olan için yemin değeri vardır değil mi?

هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ

Hel fi zalike kasemun lizi hicr.

(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ

E lem tere keyfe feale rabbuke bi ad.

(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ

İreme zatil ımad.

(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ

Elleti lem yuhlak misluha fil bilad.

(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ

Ve semudelleziyne cabussahre bil vad.

(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Ad milletine. Vadideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ

Ve fir avne zil evtad.

Bütün bunlar, bulundukları ülkelerde azdıkça azdılar.

اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ

Ellezine tagav fil bilad.

Oralarda fesat ve bozgun çıkarıp, nizamı altüst ettiler.

فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ

Fe ekseru fihel fesad.

Bu yüzden senin Rabbin de onların üstüne azap kamçıları yağdırdı.

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ

Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azab.

Çünkü Rabbin hep gözetlemededir.

اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ

İnne rabbeke le bil mirsad.

Rabbi, insanı denemek için ona değer verip, nimetlere gark edince o: "Rabbim hakkım olan ikramı yaptı." der.

فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ

Fe emmel insanu iza mebtelahu rabbuhu fe ekremehu ve na'amehu fe yekulu rabbi ekremen.

Ama yine denemek için nasibini daraltınca O: "Rabbim beni zelil, perişan etti!" der.

وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ

Ve emma iza mebtelahu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekulu rabbi ehanen.

Hayır! (Siz Allah'tan hep ikramı devam ettirmesini istersiniz ama,) yetime değer vermezsiniz!

كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ

Kella bel la tukrimunel yetim.

Muhtaçları doyurmaya teşvik etmezsiniz.

وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ

Ve la tehaddune ala taamil miskin.

Mirasları helal haram demeden ne gelse yersiniz.

وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ

Ve te'kulunet turase eklen lemma.

Mal mülk sevgisi ise bütün benliğinizi kaplamış!

وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ

Ve tuhıbbunel male hubben cemma.

Hayır! Bu yaptıklarınız kesinlikle yanlış! Dünya sarsılıp parça parça döküldüğü zaman,

كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكاًّ دَكاًّۙ

Kella iza dukketil ardu dekken dekka.

Rabbinin emri gelip melekler de saf saf geldikleri zaman,

وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفاًّ صَفاًّۚ

Ve cae rabbuke vel meleku saffen saffa.

Ve cehennemin getirildiği gün... İnsan işi anlar o gün. Ama anlamasının ne faydası var o gün!

وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ

Ve cie yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insanu ve enna lehuz zikra.

"Keşke sağlığımda bu hayatım için hazırlık yapsaydım!" der.

يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ

Yekulu ya leyteni kaddemtu li hayati.

İşte o gün O'nun ettiği azabı kimse edemez.

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ

Fe yevmeizin la yuazzibu azabehu ehad.

O'nun vurduğu bağı kimse vuramaz.

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ

Ve la yusiku ve sakahu ehad.

(27-30) Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!

يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ

Ya eyyetuhen nefsul mutmainneh.

(27-30) Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!

اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ

İrcii ila rabbiki radıyeten mardıyyeh.

(27-30) Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!

فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ

Fedhuli fi ibadi.

(27-30) Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!

وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي

Vedhuli cenneti.