Onlar orada imdad istemek için şöyle feryad ederler: "Ey Ulu Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan, dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızdan başka, güzel ve makbul işler yapalım!" Allah onlara şöyle buyurur: "Biz, size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip uyardı. Öyleyse tadın azabı! Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur!"
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve hum | ve onlar | |
| 2 | yestarihune | feryadederler | صرخ |
| 3 | fiha | orada | |
| 4 | rabbena | Rabbimiz | ربب |
| 5 | ehricna | bizi çıkar | خرج |
| 6 | nea'mel | yapalım | عمل |
| 7 | salihen | iyi işler | صلح |
| 8 | gayra | başka olarak | غير |
| 9 | llezi | ||
| 10 | kunna | olduğumuz | كون |
| 11 | nea'melu | yapmış | عمل |
| 12 | evelem | ||
| 13 | nuammirkum | sizi yaşatmadık mı? | عمر |
| 14 | ma | ||
| 15 | yetezekkeru | öğüt alacağı kadar | ذكر |
| 16 | fihi | orada | |
| 17 | men | kimsenin | |
| 18 | tezekkera | öğüt alacak | ذكر |
| 19 | ve ca'ekumu | ve size geldi | جيا |
| 20 | n-neziru | uyarıcı | نذر |
| 21 | fezuku | öyle ise (azabı) tadın | ذوق |
| 22 | fema | artık yoktur | |
| 23 | lizzalimine | zalimlerin | ظلم |
| 24 | min | hiçbir | |
| 25 | nesirin | yardımcısı | نصر |