Bir de onlara o deniz kıyısında bulunan şehir halkının başına gelenleri sor. Hani onlar sebt (cumartesi) gününün hükmüne saygısızlık edip Allah'ın koyduğu sınırı çiğniyorlardı. Şöyle ki: Sebt gününün hükmünü gözettiklerinde balıklar yanlarına akın akın geliyordu;Sebt gününün hükmüne riayet etmedikleri gün ise gelmiyordu. İşte fasıklıkları, yoldan çıkmaları sebebiyle onları böyle imtihan ediyorduk.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | veselhum | onlara sor | سال |
| 2 | ani | -ndan | |
| 3 | l-karyeti | kent(halkın)ın durumu- | قري |
| 4 | lleti | öyle ki | |
| 5 | kanet | bulunan | كون |
| 6 | hadirate | kıyısında | حضر |
| 7 | l-behri | deniz | بحر |
| 8 | iz | hani | |
| 9 | yea'dune | onlar haddi aşıyorlardı | عدو |
| 10 | fi | ||
| 11 | s-sebti | Cumartesine | سبت |
| 12 | iz | ||
| 13 | te'tihim | onlara gelirdi | اتي |
| 14 | hitanuhum | balıkları | حوت |
| 15 | yevme | günü | يوم |
| 16 | sebtihim | cumartesi | سبت |
| 17 | şurraan | akın akın | شرع |
| 18 | ve yevme | gün ise | يوم |
| 19 | la | ||
| 20 | yesbitune | cumartesi dışındaki | سبت |
| 21 | la | ||
| 22 | te'tihim | gelmezlerdi | اتي |
| 23 | kezalike | böylece | |
| 24 | nebluhum | biz onları sınıyorduk | بلو |
| 25 | bima | ötürü | |
| 26 | kanu | كون | |
| 27 | yefsukune | yoldan çıkmalarından | فسق |